| |
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: Deneme
Baskı: 1. baskı
Sayfa: 136
ISBN: 975-6747-89-7
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
Dün de aynı hareketi yapmıştım. Önce tülü, sonra perdeyi çektim. Uzaktaydı. Uzaktaydım... Yine saat dört kuşları mı? Evin çevresinde dört dönenler? İkişerli, dörtlü uçarak... Bir haber getirdiler sanki! Bir acı haber. Güneş tam batarken gider karşı binanın en üst kat pencerelerine kurulurlar. Sonra gelir camdan içeri bakarlar. Bizleri görürler, otururken, konuşurken, düşünürken, öylece durup dururken...
İÇİNDEKİLER
- Önsöz Gibi: Çağrışımlarda Yaşamak
- Odamda Bir Güvercin
- Resimler Yalancıdır!
- Korku, Gündelik Ekmeğimiz!
- Yeni Kapılar Açılacak mı?
- `Yağsın Kar Buram Buram!'
- Bu Güzel Bir Umutsuzluk)
- Dünler, Yarınlar
- `Kimin Rüyasıdır İzlediğimiz'
- Tartışma ya da Tartışmama!
- Şu Sıcakta Şiirlerle
- Herkesin Kendi Adası
- `Nasıl Oldu Bütün Bunlar?'
- Özgür Eşek Olur mu?
- İki Beyaz Kelebek
- Somut'tan Soyut'a
- Aynalara Bakarken!
- Ekimler Gelir Geçer!
- Sevgi Yok Olmaz
- Geçmiş, Bazan Geçip Gitmez!
- Lütfi Özkök İçin
- Dostlarımız Ağaçlar
- `Mutluluğu Çizmek'
- Gençlik Bir Duyarlıktır
- 'Mutlu Azınlık' Derken
- `Edebiyat' Nereye Gitti?
- Yaz Serpintileri!
- Yaşamın Tanıkları
- Anı Yazmak
- Sokağa mı Çıkıyorsun?
- Yarınları Görmek mi?
- Bir Şey Var ki
- Bir Ana Bir Baba
- Bir Temmuz Akşamında
- Ahmet Haşim'in Güvercinleri
- Montaigne ve Amerika!
- `Değil Kardeşim Değil!'
- `Yazdım da Ne Oldu'?'
- `O Yalan, Bu Yalan!'
- Mutluluk Diye Bir Şey!
- Öykü Üstüne
- Aşk Diye Diye!
Önsöz Gibi
Çağrışımlarda Yaşamak
Dün de aynı hareketi yapmıştım. Önce tülü, sonra perdeyi çektim. Uzaktaydı. Uzaktaydım... Yine saat dört kuşları mı? Evin çevresinde dört dönenler? İkişerli, dörtlü uçarak... Bir haber getirdiler sanki! Bir acı haber. Güneş tam batarken gider karşı binanın en üst kat pencerelerine kurulurlar. Sonra gelir camdan içeri bakarlar. Bizleri görürler, otururken, konuşurken, düşünürken, öylece durup dururken...
Kuşlar filmini anımsadım., görülmedik bir savaştı o. Minicik serçeler bile delirmişti. Kumrular, güvercinler canavarlaşmıştı. Kartallar, akbabalar, çaylaklar!.. İnsan düşmanıydı hepsi, gözleri oymak, saçları yolmak, koparmak istiyorlardı...
Olur muydu? Niye olmasın? Camın önündeydim. İşte karşımdalar, evlerin üstünde bir iki üç kez döndüler. Sonra bir daha!.. Toplaştılar, denize doğru gittiler, olmadı, geriye döndüler, tepemizden kuzeye uçtular. Bir teki bile ayrılmadı sürüden. Bir yerden buyruk almışlar gibi...
Bir karlı günü yaşamıştım. Uzak mı uzak bir akşamüstüydü. Yalnızdım. Oysa değildim! İnsanlar vardı çevremde. Elimi uzatsam dokunacağım bir yerde... Ama yalnızdım. Öyle olmak istemiştim. Bir anlığına... Ne kadar uzundur bir an dediğimiz? Bir yaşam, bir yaşantı, yani ömür!.. Bugün mü gördüm karlar altında uçuşan o kara kuşları, yoksa geçmiş bir zamanda mı? Ben bu anda mıyım, yoksa geçmişin bir herhangi anında mı?
Yaşadı mı o insanlar? Bir düşte mi gördüm!.. Bir düşte miyim? Bir düşte miyiz, misiniz? Dokunun kendinize, ellerinize, saçınıza, varsınız? Düş değil!.. Gerçekte var mısınız? Hep var olacak mısınız? Yaz gelecek mi? Önce ilkyaz, sonra siz, o yazlan yaşayacak mısınız, geçmişte yaşamış mıydınız? Yarınlarda, öbür günlerde siz olmasanız da başkaları olacak! Yağmurun sesini, kuşların kanat çırpışını, denizde geçen gemiyi, havadaki uçağın üstünüze doğru gelmesini!.. Seyredenler olacak, siz değil! Yokluğunuzda!.. Var mısınız şimdi? Aç pencereyi, aç kapıyı, in merdivenden?.. İşte sokak, arabalar geçiyor, bir çocuk koşuyor, derken bir cankurtaran, ardından bir evlilik otomobili tangur tungur... Yaşamak adlı bir masal mı bu? Ne başı var ne sonu... Neyin tanığıyız biz? Kendimizin olmalı! Bir odadasın, bir TV önündesin, bir de kitabın. Bir tarih masalını anlatan... Kimler geldi, kimler geçti? Kimler gelecek, kimler geçecek? Sen de geçeceksin, sen de! Kuşlar, kediler, köpekler. Ünlü ünsüz insanlar, kendilerini vazgeçilmez sananlar! Bir boşluk... Ummadığımız yerde açık duran boşluklar! İçine itileceğimiz. İstesek de istemesek de... Ölüm mü korktuğumuz! Bir insan mı, bir canlı mı, bir ruh mu, bir hayal mi?
Bir bakıyorsun, bir de bakmıyorsun, bitiyor her şey. Ne aşklar yaşadım, ne sevgililer, ne dostluklar. Belleğimde resimleri var. Donup kalmış değiller. Kıpır kıpır oynuyorlar... Bir film, kendimizin çevirdiği, zaman zaman içimizin ekranında, yeni baştan yeni baştan oynattığımız, izlediğimiz...
Gülmek geliyor içimden! Gülmek bir rahatlamadır. Önce kendime, kendimize, sonra çevremize. Gülmemiz gereken öyle çok şey var ki... Öyle çok insan!.. Şu böbürlenenlere bak, şu kendini vazgeçilmez görenlere bak! Şimdikilere değil yalnız, geçmiştekilere bak. Biri bile yok! Birinin bile adını anımsayan yok! Sorsanız kimse bilmez kimdiler, neydiler, ne yaptılar...
Bizi de unutacaklar! Sizi de elbet! Hepinizi. Hepimizi... "Unutmak unutmak unutmak" demişti bir dost şair. Unutmak, insanlığın baş avuntusu, baş kurtarıcısı. O da olmasa ne yapardık?
Bir de insan yaşamını uzatmaya kalkışırlar. Yüz, iki yüz yıl yaşasan ne olacak? Her şey hep aynı, birbirine benzer, ne denli değişse de ne denli başkalaşsa da. Yine, bir başka şairin yazdığı gibi "Aynı aynı aynı"...
Çılgınlık mı, korku mu, sıkıntı mı? Bir başka şair de "Sıkıntı, sıkıntı, sıkıntı" dememiş miydi? Belki, olabilir, olacak, olmalı!.. Andre Breton da, "Belleğinizi boşaltın., bir şey bırakmayın alt bilince," diye yazmamış mıydı? Bu akşam saatinde benim yaptığım da bu! Bu çağrışımları siz yazdınız, siz yaşadınız!
OKTAY AKBAL
ODAMDA BİR GÜVERCİN
“Akbal başka bir dünyada gelmiş.
Bu dünyada yaşıyor…
Yaşayacak…
Yaşadıkça da bir ömür boyu sağladığı birikimi yansıtmak için dur durak bilmeden çalışacak…
Akbal’ın yaşı yok…
Yaşamı var.”
İLHAN SELÇUK
“Yaşam gibidir Oktay Akbal’ın yazısı, bir şeyin akıp gittiğini duyarsınız okurken. Düşüncelerle duygular birbirinin içine girmiştir, bunlardan biri ötekinin üstüne çıkmaz, hatta çoğu zaman birbirinin yerini aldıkları da olur. Bir küçük rastlantı, bakarsınız bir düşüne dönüşmüş, ya da bir söz bir yaşam rengi oluvermiş. O’nun kişiliğinin bence en önemli yanı, yaşamla sözü ayırmasıdır.”
MELİH CEVDET ANDAY
|
|
HİROŞİMA'LAR OLMASIN
Oktay Akbal
|

Hiroşima... Bir masal kenti değil sandığımız gibi... Yıkılmış, yeniden yapılmış bir yer. Taş taş üstünde kalmamış. İnsanları duman olup git...
Detaylı Bilgi |
14.00 9.80
|
|
ANI DEĞİL YAŞAM
Oktay Akbal
|

"Geçmişi icat etmek" demiş Aragon... Bir bakıma, kırk-elli yıl sonra anımsanan, yazılan geçmiş, bir uydurma, bir düş, bi...
Detaylı Bilgi |
9.00 6.30
|
|
|
| YÜREĞİN SESİ ZEYTİN ÜLKESİ |  | "Bol pınarlı İda'dır" bir adı; Mıhlı, Şarlak, Şahin Deresi / Bir kayadan duman duman / On yedi metre atlayan / Sutüven...
Gö... Detaylı Bilgi | 9.80/ YTL | |
|
|  | | LAİKLİKTEN ŞERİATA MI? |  | | Meriç Velidedoğlu'nun 1980'lerden günümüze dek 24 yıl boyunca Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan yazılarından seçilerek ol... Detaylı Bilgi | 9.80/ YTL | |
|
|
LAİKLİKTEN ŞERİATA MI? Meriç Velidedeoğlu |  | | Meriç Velidedoğlu'nun 1980'lerden günümüze dek 24 yıl boyunca Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan yazılarından seçilerek ol... Detaylı Bilgi | 9.80/ YTL | |
|
|  | YÜREĞİN SESİ ZEYTİN ÜLKESİ Mehmet Başaran |  | "Bol pınarlı İda'dır" bir adı; Mıhlı, Şarlak, Şahin Deresi / Bir kayadan duman duman / On yedi metre atlayan / Sutüven...
Gö... Detaylı Bilgi | 9.80/ YTL | |
|
|
JAPON GÜLÜ İlhan Selçuk |  | Kimi insan Japon gülü gibidir.
En zor günleri bekler açmak için; karanlık, soğuk, fırtına, tipi vız gelir.
... Detaylı Bilgi | 15.00/10.50 | |
|
|  | KUŞATILMIŞ YAŞAM GÜNAYDIN AŞK Mehmet Başaran |  | "...Antalya-Manavgat şosesi kenarında Enstitü. Kente 16 kilometre uzaklıkta. "Karanlık Sokak" deniyor bulunduğu yere... Batısı, at... Detaylı Bilgi | 14.00/9.80 | |
|
|
| | Yazar Hakkında | | | Oktay Akbal |
|
| |