Önce yan yana saf tuttular, birlikte namaz kıldılar. Sonra namaz kıldıkları seccade üzerinde karşılıklı oturdular, el sıkıştılar…
Daha sonra biri cebinden cüzdanını çıkarttı ve paraları verdi, öteki paraları aldı cebine koydu. Biri soydu, biri soyuldu!
“Şef” bu büyük soygunun, bu büyük vurgunun bir sonucu olarak doğdu!
ÖNSÖZ
O yıllar kaç yaşındaydı Aykut Küçükkaya, unutmuşum...
Sordum ve öğrendim Aykut'tan.
22 yaşındaymış...
Bir duyum almıştım. Pakistan ve Suudi kökenli İngiliz yurttaşları, İstanbul'un varoşlarındaki camilerde "cihat çağrısı" yapıyorlarmış...
Aykut günlerce camilerde "hutbe" adı altında "cihat çağrısı" yapan İngiliz yurttaşlarını izledi, konuşmalarını kasete aldı...
Cumhuriyet'te haber manşetten çıktı: "İthal Şeriatçılar"...
Yıl 1995...
Aradan tam 12 yıl geçmiş...
Aykut Küçükkaya, Alnından Vururlar kitabından sonra Şef adlı kitabıyla okurun karşısına çıkıyor...
Aykut gazeteciliğe Cumhuriyet'te, başladı...
Önce İstanbul Haber Servisi, 8 yıldır da Haber Merkezi'nde çalışıyor...
Titiz, gazeteciliğe tutkun bir arkadaşım Aykut...
Yeni kitabı Şef, Yimpaş'ı anlatıyor...
Kitap yeşil sermayenin en önemli topluluklarından Yimpaş'ın kuruluş yılı 1982'den 2007'ye dek olan 25 yıllık sürecin öyküsü...
Yimpaş'ın dini siyasete araç kılan partilerle ilişkisini; Necmettin Erbakan'dan Recep Tayyip Erdoğan'a uzanan bağları Aykut Küçükkaya Şef kitabında anlatıyor...
Kitapta sayısız belge var!..
İbret belgesi!..
Almanya'dan İsviçre'ye; Avustralya'dan ABD'ye dek uzanan ilişkiler zinciri, toplanan paralar, kurulan şirketler...
SPK raporlarını okuyunca gözlerim faltaşı gibi açıldı...
Türkiye'de yargının dişlileri neden yavaş çalışıyor? Dursun Uyar'ın dokunulmazlık zırhı, AKP ile olan ilişkileri...
Aykut Küçükkaya Şef'te "yeşil vurgun"un Türkiye-Avrupa ayağını belgelere dayanarak kanıtlıyor...
Yüz milyonlarca Avronun nasıl aklandığı ülke ülke, isim isim ortaya çıkıyor...
Saf Müslümanlar camide soyuldu...
Yeşil sermaye tam 10 milyar Avro tokatladı, saf Müslümanlardan Türkiye ve AB ülkelerinde...
Şef Dursun Uyar ne diyordu:
" 1997'ye kadar hiçbir sorun yaşamadık..."
Yozgat'tan başlayıp Almanya'ya, oradan İsviçre'ye uzanan bir öykü...
Araştırmacı gazeteciliğin simgesi olmaya aday Aykut Küçükka ya'nın Şef'i...
Hikmet Çetinkaya
Mart 2007
İstanbul
SUNUŞ
Kurallarını kendilerinin koydukları bir sistem yarattılar...
Yasal düzenlemelerin dışında kendi geliştirdikleri bir sistem!..
Kuruluş ve yönetimlerine ekonomi dışı etkenler egemendi.
Kurdukları şirketlerin yaşayabilmesi için gereken para, şirketlerin temsilcileri olan ve çoğunluğu yurtdışında yerleşik kişiler tarafından, yüksek kâr payı güvencesi verilerek toplandı...
Paralar, Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınmaksızın, karşılıklı güven ve gönüllülük esasına dayalı biçimde yurtdışındaki saf Müslüman Türklerden senet karşılığı alındı.
Avrupa'da toplanan paralar, altınlar kuryeler aracılığıyla Türkiye'ye getirildi...
Paraların listesi ve hesapları şirket yetkililerince tutuldu, saklandı. Ne sermaye piyasalarında ne de finans sistemlerinde geçerli bir kayıt düzenleri vardı...
Ortak sayıları kesin olarak bilinmiyordu. Mal varlıkları için envanter çıkarılamıyordu.
Yatırımcıların hisseleri, karşılıklı güven temelinde, herhangi bir
yazılı sözleşmeye dayalı olmaksızın şirketlerin üst düzey yetkilileri üzerinde bırakıldı. Genel kurullarını, yönetim veya denetim kurulları aracılığıyla etkili biçimde denetleme olanağı bulunmuyordu...
Ortaklık kayıtlarında genellikle hisse sahibi olarak asıl yatırımcı yerine, kurucu ortaklar ya da temsilci durumundaki bazı kişiler görünüyordu.
Toplanan paralar, sermaye taahhüt borcu olarak ortaklar tarafından şirkete getirilmiş gibi kayıtlara geçiriliyordu.
Şirketlerin hisse senetlerinin ikincil piyasası da yine kendileri tarafından oluşturuldu. Bu hisse senetlerini alan yatırımcılara daha önce şirket tarafından bildirilen fiyattan alış güvencesi verildi...
Başarı şansları yoktu!..
Hükümetler İslami holdinglerin yasalara uygun duruma getirilmeleri için etkin önlemler almadı, almak istemedi!..
Başarısızlıklarının yol açtığı güven kaybı sonucu yeni kaynak bulamamaları, batışlarını hızlandırdı.
Yüksek kâr payı ve iş beklentisiyle yatırımda bulunan binlerce kişinin birikimleri "faizsiz kazanç" söylemiyle uçtu, gitti...
Adı, "yeşil sermaye"ydi!..
Parayı veren ise "yeşil sermaye" mağduru!...
****
"Sanıkların kurucusu ve yönetim kurulu üyesi oldukları Yimpaş Holding AŞ'nin halka arz işlemlerinin 2499 sayılı yasada öngörülen şekil ve unsurların dışında usulsüz ve kanuna aykırı bir şekilde gerçekleştirildiği anlaşıldığından, sanıkların 4087 sayılı kanunda değişik, 22 'nci maddesiyle değişik 2499 sayılı yasanın 4 7/A-4 maddesi uyarınca suç işleme kasıtlarının yoğunluğu ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak, şahsi ve sosyal durumları, geçmişteki halleri nazara alınarak
takdiren ve teşdiden 3'er yıl hapis ve 15'er milyar lira ağır para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildi..."
Suçun işleniş tarihi, 31 Aralık 1999...
Cezanın veriliş tarihi, 22 Ekim 2002, kararı veren Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi...
Cezalandırılanlar, Yimpaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar ve 10 Yimpaş yöneticisi. Mahkeme cezaları erteleme-mekle kalmadı, sanıkların kaçma ihtimallerini nazara alarak yurtdışına çıkışlarına yasak konulmasını da karara bağladı.
Suçun işleniş tarihinden bugüne ve hatta bu satırların yazıldığı ana kadar Dursun Uyar ve 10 Yimpaş yöneticisi hâlâ ellerini, kollarını sallayarak geziyor!..
Gezmeyi bir kenara bırakın, mahkemece konulan yurtdışına çıkış yasağı 2007 yılında Uyar'ın işine geliyor. Almanya'nın Interpol kanalıyla tüm dünyada uluslararası tutuklama emriyle aradığı bu kişi, Türk mahkemesinin verdiği kararı bile lehine kullanıyor.
Interpol kararı hiçe sayılarak Türkiye'de gözaltına bile alınmayan -alınamayan- Yimpaş Başkanı, "Yurtdışına çıkış yasağım kalksın Alman makamlarına ifademi vereceğim," diyebiliyor. Hakkında verilen hapis cezasını görmezden geliyor, herkesin gözünün içine baka baka, "Ben hapis yatmayacağım," mesajını veriyor...
Sahi!.. 2006'nın son günlerinde Uyar'ı doğrulayan bir gelişme de yaşanıyor.
Nasıl mı?
Uyar ve Yimpaş yöneticilerinin işlediği suç, hukuki deyimle sabittir. O dönem (1990'lı yıllar ın sonu) Sermaye Piyasası Kurulu, Uyar ve şirketini şikâyet etti, Yozgat Cumhuriyet Savcılığı da Yimpaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefetten dava açtı. Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama 6 ay
sürdü. Bilirkişi raporunda senetlerin kurul kaydı tamamlanmadan halka arz edilip bedellerinin tahsilinden dolayı suç oluştuğu, 1999 yılı sonuna dek yasaya aykırı şekilde para toplandığı tespit edildi. Mahkeme de yasanın öngördüğü en üst sınırdan hüküm kurdu. Ve hatta gerekçeli kararında sanık avukatı Süleyman Yıldız'ın davadan çekilmesinin "davayı uzatma ve sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu" vurguladı...
İşte 22 Ekim 2002'de mahkemece noktalanan süreç, Uyar'ın 26 Kasım 2002'de kararı temyiz etmesiyle 2006'nın sonuna dek uzadı. 2002'den 2006'nm son günlerine kadar dosya iki kez Yargıtay 7. Ceza Dairesi'ne gitti, usul yönünden düzeltmeler yapıldı. Yargıtay, "sanıkların savunmalarının kısıtlandığı" gerekçesiyle davayı yerel mahkemeye geri gönderdi. Dava 7,5 yıllık zamanaşımına sadece "buçuk kala" Yozgat'ta yeniden görüldü. Karar duruşmasından bir önceki duruşmada Uyar ve Yönetim Kurulu Üyesi Mithat Erbek'in avukatı Ruhi Bacanlı'nın reddi hâkim talebi nedeniyle dosya Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu talebi geri çevirmesinin ardından 2007 yılına girmeye beş gün kala 26 Aralık 2006'da yapılan duruşmada karara varan Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 2002'de verdiği cezalarda, yaklaşık 5 yıl sonra indirime gitti. Bu kez Dursun Uyar ve 10 Yimpaş yöneticisi 2'şer yıl hapis ve 10'ar bin YTL ağır para cezasına çarptırıldı. Kararda, cezanın infaz süresi tamamlanana kadar Uyar ve sanıkların yurtdışına çıkış yasaklarının devamına karar verildi.
Mahkeme sanıklar hakkında temyiz yolunu açık bırakmıştı.
2007'ye girildiğinde Uyar, avukatlarının Yargıtay'da ikinci kez temyiz yoluna gideceğini açıklıyordu. Kısacası her şeyin sil baştan yaşanacağını söylüyordu.
****
1999'dan 2007'ye...
Türkiye'de adaletin dişlileri yavaş çalışırken, Uyar ve adamları boş durmadı. Her zaman dinci partilere yakın oldular. En son AKP iktidarıyla birlikte Yimpaş'ın eski yöneticileri bakan, milletvekili, belediye başkanı, il başkanı oldu.
Avrupa'ya açılan "temiz eller", Yozgat-Frankfurt-Emmetten hattında dünyaya yayılan bir ağ kurdu. Almanya'da ve İsviçre'de birbiri ardına şirketler kuruldu, toplanan paralar bu şirketler aracılığıyla onlarca ülkeye "yatırım" adı altında aktarıldı. Aktarılan bu paralar geri dönmedi, kurulan şirketler birer birer battı. İsminin başında Yimpaş bulunan şirketler Avrupa'da teker teker batarken, binlerce Türk'ün umutları da yok oldu.
Türkiye'de hakkındaki davalar af kapsamına giren, bazıları zamanaşımıyla düşen Uyar ve adamları hakkında Avrupa ülkelerinde ardı ardına soruşturmalar açıldı. Almanya'da Yimpaş yöneticileri nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla tutuklandı. Berlin 8 Şubat 2005 tarihinde Dursun Uyar hakkında Interpol'ü devreye sokarak uluslararası tutuklama emri çıkarttı. İsviçre ise Yimpaş yöneticilerini kara para aklamakla suçlayan bir soruşturma dosyasını Ankara'ya gönderdi.
Şef'te Türkiye'den Avrupa'ya, oradan tüm dünyaya yayılan "yeşil soygunu" en ince detaylarıyla, belgeleriyle okuyacaksınız...
Bazen belgeler, raporlar konuşacak, bazen itiraf mektupları...
Şef'te yüz milyonlarca Avronun nasıl aktarıldığını ülke ülke, isim isim bulacaksınız.
Sizlere 25 yıllık bir para diktatörlüğünü, Şefi ve adamlarını anlatacağım...
****
Evet...
Camide soydular!..
Yan yana saf tuttular, birlikte namaz kıldılar...
Namaz kıldıkları seccade üzerinde oturdular, el sıkıştılar...
Biri soydu; biri soyuldu!..
Şef bu büyük soygunun, bu büyük vurgunun hikâyesi!..
Aykut Küçükkaya
3 Mart 2007
Çengelköy
AYKUT KÜÇÜKKAYA
ŞEF Yimpaş’la Kurulan Para Diktatörlüğü
Şef Dursun Uyar ve adamları yüz bini aşkın kişiden para topladı. Yozgat’tan Avustralya’ya uzanan bir para diktatörlüğü kurdu…
Türkiye’nin adalet dişlileri yavaş işlerken, Şef ve adamları dinci partilerle yakınlaşıyordu. AKP iktidarıyla birlikte Yimpaş’ın eski yöneticileri, Şef’in dostları bakan, milletvekili, belediye üyesi, il başkanı ve il genel meclisi üyesi oluyordu…
Evet… camide soydular!
Önce yan yana saf tuttular, birlikte namaz kıldılar. Sonra namaz kıldıkları seccade üzerinde karşılıklı oturdular, el sıkıştılar…
Daha sonra biri cebinden cüzdanını çıkarttı ve paraları verdi, öteki paraları aldı cebine koydu. Biri soydu, biri soyuldu!
“Şef” bu büyük soygunun, bu büyük vurgunun bir sonucu olarak doğdu!