Bu kitapta kafalarda yer eden birçok soruya yanıt aranmıştır. Örneğin, mademki Köy Enstitüleri'nin gelişmesi Cumhurbaşkanı İnönü'nün döneminde olmuştur, daha sonra İnönü neden Köy Enstitüleri'ni korumamıştır ya da koruyamamıştır ?
Yücel, 1950'den sonra karşıdevrimciler tarafından neden birinci hedef seçilmiştir?
Köy Enstitüleri sisteminin temel felsefesi nedir?
Yücel, daha başka hangi alanlarda kültür devrimi yapmıştır? Kitapta bunun gibi sorular tartışılmakta, o günün siyasal ve sosyo-ekonomik koşulları da belirtilerek yanıtlar aranmaktadır.
ÖNSÖZ
YÜCEL'İN ANLAMI...
İnsanlığın, gittikçe küçülen dünyamızda, barış içinde yaşamak için, önce ortak bir tarih anlayışında buluşması gerekiyor.
İnanca değil akla, daha doğru deyişle bilime dayanan bir yaklaşımla geçmişe bakmak, okul kitaplarına yazılacak basit gerçekleri yakalamamıza yardım eder.
Eğer bu yöntemi benimseyemezsek, tarih, uçsuz bucaksız bir labirente dönüşür; bir ömür boyu ezberleyeceğimiz krallar, sultanlar, imparatorlar, şahlar arasındaki savaşların hamasi edebiyatı ülkeden ülkeye değişir durur.
***
Oysa her şeyden önce bütün bu olan bitenlerin tarım toplumları döneminde yaşandığını düşünebiliriz.
Tarihi bu bakımdan ikiye ayırmak gerekir.
Tarım düzenini aşarak sanayileşmeye başlayan insan toplumunda iki yeni sınıf ortaya çıktı.
Fabrikaların patronları olan burjuvalarla endüstride çalışan işçiler, frenkçe adıyla proleterya tarih sahnesine girdiler.
Toprak sahibi senyörlerle yarı köle sayılan köylüler, bu yeni sınıflar karşısında yenilgiye uğrayarak tarih sahnesinden yavaş yavaş çekilmeye başlayacaklardı; kimi zaman bu değişim hızlanacak, Fransa'da yaşandığı gibi 'ihtilal' (devrim) gündeme girecekti.
Tarım toplumunun inanca -Avrupa'da kiliseye- dayanan düzeni yıkılırken, yerini akla, bilime, tek sözcükle 'Aydınlanma'ya bırakacaktı.
***
İnsanlık tarihini anlayabilmek için 'Aydınlanma Devrimi'ni bütün boyutlarıyla bilmek zorunludur...
İnsan Hakları Bildirisi..
Laiklik..
Yurttaşlık..
Demokrasi..
Ve aklımıza gelebilecek daha nice yenilik Aydınlanma Devrimi'yle gerçekleşmiştir.
Aydınlanma, tarihte ilk kez, inanca dayalı kilise egemenliğini yıkan yeni sınıfların türediği Avrupa'da oluşmuştur.
***
Peki, İslam dünyası bütün bunlar yaşanırken ne yapıyordu?..
Uyuyordu...
İslam dünyasında uyanış Osmanlı İmparatorluğu'nda Tanzimat'la uç vermiş, daha sonra Milli Kurtuluş Savaşı'nın yarattığı ortamda Atatürk Devrimi ile Aydınlanma aşaması gerçekleşmiştir.
Ne var ki her devrimin bir karşıdevrim direnişi yaratması da doğaldır; bu çelişki toplumsal bir yasanın dışavurumudur.
Atatürk gözlerini yaşama kapadıktan sonra ülkenin başına geçen İsmet Paşa özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra karşıdevrimle karşı karşıya kaldı.
Hasan Âli Yücel işte tam bu zamanlama içinde hayatının trajedisini yaşadı.
***
Hasan Âli'nin anlamını ve gerçeğini ancak Türkiye Aydınlanmasında Devrim-Karşıdevrim çatışmasının çelişkisinde değerlendirebiliriz.
Elinizdeki kitap işte bu öyküyü anlatıyor.
Kitabı okuduğunuz zaman koskoca bir insanlık tarihinin Aydınlanma evresinde yaşadığı çelişkinin bir ömür sürecine yansıdığını göreceksiniz.
Hasan Âli, Atatürk'ün Aydınlanma Devrimi'nin karşıtları tarafından yok edilmesi gereken bir hedef olarak saptanmıştı.
Köy Enstitüleri, Dünya Klasikleri'nin çevirisi, üniversiteler, devlet operaları ve tiyatroları konularındaki etkinlikleriyle öne çıkan Hasan Âli'nin karşıdevrimcilerin saldırılarına uğraması bir bakıma doğaldır.
Ne var ki İsmet Paşa büyük tarihsel kişiliğine rağmen Hasan Âli Yücel'i koruyabilecek gücü kendisinde bulamadı.
Türkiye çok partili sürece yöneliyordu.
Bu süreçte karşıdevrim Aydınlanma'ya karşı uzun soluklu bir mücadeleyi dış desteklere de dayanarak yürütme olanaklarına kavuşacaktı.
Hasan Âli Yücel'e karşı savaşım Aydınlanma'ya karşı mücadele içeriği taşıdığından Cumhuriyet tarihimizin dönüm noktalarından birini oluşturur.
Alev Coşkun yalnız Yücel'in değil, bu dönüm noktasının kitabını yazmakla önemli bir tarihsel gerçeği ve ilginç bir belgeyi düşün hayatımıza sunuyor.
İLHAN SELÇUK
Nisan 2007
SUNUŞ
Ülkemizde, laik ve çağdaş eğitim alanında en önemli atılım Köy Enstitüleri eylemidir. Devrim niteliğindeki bu önemli eğitim atılımı, aralarında İsmail Hakkı Tonguç'un da bulunduğu idealist bir eğitim kadrosunun eseridir. Bu kadronun lideri kuşkusuz Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'dir. Bu inceleme, Köy Enstitüleri'ni ve Atatürk Aydınlanma Devrimleri'nin devamı olan birçok kültür atılımını gerçekleştiren Hasan Âli Yücel'i yeni kuşaklara tanıtmak amacını da taşımaktadır.
Hasan Âli Yücel hakkında yazılan birçok kitap ve makale vardır. Bu inceleme de eksiksiz olamaz. Ama bir boşluğu doldurmayı amaçlıyor.
Hasan Âli Yücel çok genç yaşındayken, 42 yaşında Milli Eğitim Bakanı oldu. Onun devrimci atılımları daima ele alınmalı ve anlatılmalıdır.
UNESCO, Hasan Âli Yücel'in 100. doğum yıldönümü olan 1997 yılında, onun "saygı ile anılması" kararını aldı.
Bu bağlamda, İzmir Üniversiteleri Öğretim Elemanları Derneği (İZÜNİDER), 9 Eylül Üniversitesi ve Ege Üniversitesi ortak çalışması olarak 16-17 Aralık 1997 tarihinde İzmir'de Hasan Âli Yücel sempozyumu düzenlendi. Bu sempozyumda, "Devlet Adamı Hasan Âli Yücel" başlığıyla bir tebliğ sunmuştum.
Sunduğum tebliğ, 1999'da Eğitimde Çığır Açan Devrimci-Hasan Âli Yücel adıyla, 75 sayfalık bir kitapçık olarak yayınlanmıştı. Bu çalışmamız temel alınarak yapılan yeni incelemelerle elinizdeki yepyeni kitap ortaya çıktı.
Bu kitapta kafalarda yer eden birçok soruya yanıt aranmıştır. Örneğin, mademki Köy Enstitüleri'nin gelişmesi Cumhurbaşkanı İnönü'nün döneminde olmuştur, daha sonra İnönü neden Köy Enstitüleri'ni korumamıştır ya da koruyamamıştır ?
Yücel, 1950'den sonra karşıdevrimciler tarafından neden birinci hedef seçilmiştir?
Köy Enstitüleri sisteminin temel felsefesi nedir?
Yücel, daha başka hangi alanlarda kültür devrimi yapmıştır? Kitapta bunun gibi sorular tartışılmakta, o günün siyasal ve sosyo-ekonomik koşulları da belirtilerek yanıtlar aranmaktadır.
Yücel, kendisini Atatürk'ün Aydınlanma Devrimi'ne adamış, devrimci ve yurtsever bir kuşağın en önde gelen simgesiydi. 1946'dan ve özellikle 1950'den sonra karşıdevrimciler tarafından birinci hedef seçildi. Yücel yılmadı, yalnız kaldı ama saygın duruşundan ödün vermedi, savaşımını sürdürdü. Bu kitap işte bu yurtseverin, gerçek Atatürkçü, ulusalcı ve saygın duruşun öyküsüdür.
2007 yılı Yücel'in doğumunun 110. yıldönümüdür. Onu anarken, siyasetin tıkandığı ve kirlendiği bir dönemde kendisine yapılan türlü saldırılara karşın yolundan dönmeyen bir devrimcinin ve gerçek bir Atatürkçü'nün yaşamöyküsünü sunmakla, anlamlı bir çalışma yaptığımıza inanıyoruz.
Alev Coşkun
Nisan 2007
ALEV COŞKUN
HASAN Âli YÜCEL Aydınlanma Devrimcisi
Bu kitapta efsanevi Milli Eğitim Bakanı, “Aydınlanma Devrimcisi” Hasan Âli Yücel’in, eğitim ve kültür alanında yaptığı büyük atılımları bulacaksınız.
- Hasan Âli Yücel, hangi koşullarda kültür alanındaki büyük eylemleri yaptı ve Köy Enstitülerini yarattı?
- Bir yılda 20 Köy Enstitüsü açıldıktan ve beş yıl içinde 20 bine yakın köy öğretmeni yetiştirildikten sonra ne oldu?
- Siyasal yaşamındaki iki büyük başarısının Köy Enstitüleri ve demokrasi olduğunu söyleyen İnönü, Köy Enstitüleri’nin kapatılmasın neden engelleyemedi?
- Köy Enstitüleri sisteminin temel ilkeleri nelerdir?
- Köy Enstitüsü’nün karşıtları kimlerdir ve kapatılmasında Demokrat Parti’nin rolü nedir? İnönü neden Köy Enstitülerinin sayısının 60’a çıkmasını istiyordu?
Alev Coşkun, dönemin iç ve dış politik gelişmeleri ışığında ve Hasan Âli Yücel’in kimliğinde, o günlerin Türkiye’sinin sosyo-ekonomik ve politik analizini yapıyor.