Kronolojik olarak sıralanan bu analizler dikkatle irdelendiğinde, salt PKK’nin bilinmeyenleri değil, örgütle ilgili 7 yıl öncesinden yapılan öngörülerin nasıl şaşırtıcı sonuçlar verdiği de anlaşılıyor. Yalnız öngörüleri değil; kitap genel anlatımıyla PKK’nin İmralı-Kandil hattında geliştirdiği sosyo-politik örgütlenmesinin şifrelerini de analiz ediyor...
SUNUŞ
PKK’nin 1984’te Eruh ve Şemdinli ilçelerine yaptığı baskının ardından güvenlik güçleri Güneş Harekâtı’nı başlattı. Cumhuriyet gazetesinin eski istihbarat şefi Erhan Akyıldız’la birlikte operasyon bölgesine giden ilk gazetecilerden biriydim. O günden bu yana, 23 yılı aşkın süredir PKK’nin faaliyetlerini izlemeye çalışıyorum.
PKK, “Bir avuç eşkıya” diye tanımlandığı o tarihten bu yana askeri ve siyasi açıdan büyük değişim geçirdi. Örgüt Suriye’nin Bekaa Vadisi’ndeki 50 kişilik ilk silahlı gruptan 6-7 bin kişilik bir güce ulaştı.
PKK 1984’ten 1999’a uzanan 15 yıllık dönemde sürekli terör yarattı, binlerce can aldı, yüzlerce ocağa ateş düşürdü.
Herkes “baş giderse gövde dağılır” beklentisindeydi...
Öcalan’ın 1999’da yakalanarak İmralı Adası’na hapsedilmesiyle örgüt büyük darbe aldı.
PKK’nin üst düzeyinde görev almış, Bingöl’de 33 erin şehit edilmesi eyleminden sorumlu Şemdin Sakık gibi bir militanın kardeşiyle birlikte Kuzey Irak’ta yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi ise örgütte şok etkisi yarattı.
Yalnızca bu tahribatlar değil, PKK’nin kendi içine yaşadığı çözülme de örgütü zayıflattı.
Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan bir grup arkadaşıyla birlikte örgütten koparak PWD’yi kurdu.
Özetle PKK son 7 yıl içinde büyük sarsıntı geçirdi. Örgüt sonuncusu 26 Aralık 2007’de yapılan 30 kadar sınır ötesi operasyonda binlerce militanını kaybetti.
Ancak örgüt bunlara karşın varlığını korumaya devam etti...
PKK’nin varlık gerekçesi ve şiddet eylemleriyle 23 yıldır ayakta kalabilmesi salt kendi iradesine bağlı değil. Kuzey Irak’taki peşmerge liderleri Celal Talabani ile Mesut Barzani uzun yıllar PKK’ye kucak açtı, kent merkezleri ile dağlarda barınmalarını sağladı.
Son üç yılda izin vermeseler de, Suriye ve İran örgütün kendi topraklarındaki uzantılarına yıllarca barınma olanağı yarattı.
Irak’ı işgal eden ABD, bölgedeki çıkarları uğruna PKK’nin faaliyetlerine göz yumdu, örgütü Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullandı.
Avrupa Birliği ülkeleri ise PKK’ye yurtdışındaki siyasi faaliyetleri nedeniyle büyük destek verdi.
Bu gerekçeler PKK’nin ayakta kalabilmesi ve bugüne gelmesine büyük katkılar sundu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt 12 Aralık 2007 günü terör konulu bir sempozyumda yaptığı konuşmada, “PKK siyasallaştı, şimdide legalleşmeye çalışıyor” diyerek, örgütün nereden nereye geldiğini çok çarpıcı biçimde dile getirdi.
Büyükanıt bununla da yetinmedi, “PKK Meclis’te” sözleriyle aslında örgütün siyasallaşmada aldığı mesafeyi de özetledi.
Büyükanıt’ın 2007 yılının Nisan ayında ilk kez kullandığı bir kavram ise dağdaki, Ortadoğu’daki ve Avrupa’daki PKK’nin dışında örgütün kentlerdeki yapılanmalarına da dikkat çekti. Büyükanıt “milis” kavramını kullanarak yurtiçindeki PKK’nin ulaştığı boyutları gözler önüne serdi.
Genelkurmay Başkanı’nın “siyasallaşma, legalleşme ve milisleşme”yi ifade eden bu üç saptamasının çok dikkatle irdelenmesi gerekiyor. Çünkü bu saptamalar salt PKK’nin 1984’ten 2008 yılına nasıl ulaştığının kilometre taşlarını tarif etmiyor, gelecekteki beklenti ve hedeflerini de dışa vuruyor.
Aynı zamanda bu saptamalar 1984’ten bu yana 30 binden fazla militanını kaybeden örgütün sosyal ve siyasal alandaki kazanımlarını da deşifre ediyor.
PKK 23 yıllık eylem tarihinde siyasallaşmadan legalleşmeye
doğru yol almaya çalışıyor. Bunu yaparken şiddeti bir yöntem olarak kullanmaya devam ediyor.
Elinizdeki bu kitap Kürt siyasal hareketinin legal ve illegal unsurlarıyla ilgili masa başında ahkâm kesen, yanlış belge ve bilgilerle görüş bildiren dezenformasyon ve manipülasyon “uzman”larının yarattığı kafa karışıklığını giderecek bilgileri de içeriyor.
Kitap, salt PKK’nin şiddeti dayatarak siyasallaşma yolunda aldığı mesafeyi değil, örgütün kuruluşunu, ilk kadrolarını, askeri ve siyasi yapılanmalarını, milis örgütlenmelerini, Avrupa uzantılarını ve ABD ile ilişkilerinin boyutlarını da anlatıyor.
Türkiye’ye 23 yıldır kan kusturan PKK’nin örgütlenme biçimi, eylem yöntemleri, iç kavgaları, örgüt içi infazları da bu kitaptaki konuların satır başlarını oluşturuyor. PKK’nin kendi muhaliflerini nasıl ortadan kaldırdığı, örgüt yapısını bozmaya çalışanların nasıl sindirildiği de kitaptaki çarpıcı bölümleri kapsıyor.
PKK’deki eylem taktikleri, şehir yapılanmaları, sabotaj timleri, suikastları, lojistik unsurları, İran, Suriye ve Irak’taki kolları, Hizbullah, parasal bağlantıları, kaçakçılık yöntemleri, Talabani ve Barzani ile ilişkileri de bu kitabın sayfalarında yer alıyor. Barzaniciliğin Güneydoğu’daki yükselişinin boyutlarına yer veren bölümler dikkat çekici bilgiler içeriyor.
Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve tepki çeken “Öcalan cezaevinden PKK’yi mi yönetiyor” şeklindeki tartışmanın gerekçeleri de çarpıcı örneklerle sıralanıyor.
PKK’nin toplumda infial yaratan başta Ankara, İstanbul, Van ve Diyarbakır’dakiler olmak üzere büyük eylemlerinin perde arkasının da irdelendiği bu kitapta, örgütün silah ve mühimmatlarının boyutları da aktarılıyor.
Kuzey Irak’taki Kürt yapılanmaları, PKK’ye yıllardır sığınak olan Kandil Dağları, örgütün yurtiçindeki eylem alanları, Karadeniz Bölgesi’ne açılma çabaları da kitapta detaylarıyla anlatılıyor.
Örgütün yayın organları üzerinden yürüttüğü psikolojik savaş ve propagandanın boyutları, eylem taktikleri ve şifreleri, PKK’lilerin uluslararası ilişkileri, müttefikleri, “derin PKK” ve “PKK’nin Susurluk’u” olarak adlandırılan yapılanmaları da kitabın konularını oluşturuyor.
Güneydoğu’nun travma etkisindeki atmosferinde kaos yaratma uğruna harekete geçen karanlık güçlerin faaliyetleri de haber-analizlerdeki çarpıcı örneklerle sergileniyor.
Öcalan’ın yakalanmasının ardından, 2000 yılının başlarından 2007 yılının sonuna kadar PKK ile ilgili Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan analizlerim tüm bu sorulara yanıt vermeyi amaçlıyor. Özellikle 2004-2007 döneminde yoğunlaşan analizler PKK’nin tüm kollarını, faaliyetlerini ve hareketlerini adım adım gözler önüne seriyor.
Kronolojik olarak sıralanan bu analizler dikkatle irdelendiğinde, salt PKK’nin bilinmeyenleri değil, örgütle ilgili 7 yıl öncesinden yapılan öngörülerin nasıl şaşırtıcı sonuçlar verdiği de anlaşılıyor. Yalnız öngörüleri değil; kitap genel anlatımıyla PKK’nin İmralı-Kandil hattında geliştirdiği sosyo-politik örgütlenmesinin şifrelerini de analiz ediyor...
PKK şiddeti bir yöntem olarak kullanırken üç hedefine ulaşmayı amaçlıyor. Örgüt Türk ve dünya kamuoyunun baskılarıyla taleplerini giderek daraltırken, en kısa anlatımıyla Kürt kimliğinin Anayasa’ya girmesini, Kürtçenin resmi dil olmasını ve Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyor.
PKK tüm bu hedeflerine varmak için Kandil Dağı’nda şiddet yangınını körüklüyor!
Urfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Amara (Ömerli) köyünde doğan Abdullah Öcalan ise İmralı Adası’ndan çıkarak Kürt siyasal hareketinin başına geçeceği günü bekliyor!
Kandil’deki ateş işte bu yüzden yanıyor!
Mehmet Faraç 1 Ocak 2008, İstanbul
MEHMET FARAÇ
PKK'NİN ŞİFRELERİ Siyasallaşan Terör
Mehmet Faraç, bu kitabında terör eylemleriyle Türkiye'ye çeyrek yüzyıl kan kusturan PKK'nin siyasallaşma çabalarını anlatıyor.
PKK'nin askeri ve siyasi yapılanmaları, şehir örgütlenmeleri nerelere uzanıyor? Örgütün sabotaj timleri nasıl çalışıyor? Mayından bombalamaya, intihar saldırısından intifadaya eylem taktikleri neden değişiyor? Teröristler kendi muhaliflerini neden ortadan kaldırıyor? "Derin PKK" kavramı neyi anlatıyor?
Kongra-Gel'in İran, Suriye, Irak ve Avrupa'daki kollarını kimler yönetiyor?
Hizbullah, Talabani, Barzani ve Amerika ile ilişkiler nerede kilitleniyor?
Kaos yaratma uğruna harekete geçen karanlık güçler Güneydoğu'da ne yapmaya çalışıyor?
Mehmet Faraç, Kandil-lmralı, ABD-AB ve Irak-Güneydoğu hattında yürütülen kanlı bir mücadelenin şifrelerini gözler önüne seriyor.