Meriç Velidedeoğlu, AKP iktidarının “dinsel temelli bir dünya görüşü” ile “dünyasal yaşam alanı”nı düzenleme girişimini ele aldığı kitabında son yıllarda pusulasız bir gemi durumuna getirilen Türkiye’nin dev dalgaların ortasına sürülüşünü anlatıyor.
SUNUŞ
Yirmi dört yıldan bu yana -ara vermeden- Cumhuriyet'e yazmayı sürdürdüm, sürdürüyorum.
İlk yazım 1980 yılında, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ile yaşamlarımızı birleştirmezden önceki soyadım olan "Karacaovalı" soyadı ile çıktı; bu, H.V. Velidedeoğlu'nun aramızdan ayrıldığı 1992 yılına dek 12 yıl boyunca sürdü; o yıl "Velidedeoğlu" soyadını kullanmaya başladım; sanırım bu tutumumla H.V. Velidedeoğlu yaşıyor, yazılarını yazmayı sürdürüyor gibi bir duyguyu yaşamak istemiştim...
Seçilen yazıların ağırlık merkezini "İslam şeriatı ve bu şeriatta kadının yeri" oluşturuyor.
Bu konuyla ilgimi, 1960lı, 1970'li yıllarda İzmir'deki yerel gazetelere, dergilere -aralıklarla da olsa- yazdığım yazılarda ortaya koymuştum; ama konunun ilk kaynaklarına inerek bilgilenme sürecim, H.V. Velidedeoğlu ile birlikteki çalışmalarla, daha doğrusu onun yöntemleriyle, öğretme-öğrenme düzeneğiyle başladı.
İslam şeriatını her boyutuyla kavramak için, tektanrılı üç dini birlikte ele alarak incelemenin gerekliliğini H.V. Velidedeoğlu önerdi, bunun baş koşul olduğunu da belirtti.
Her ne denli yadsınsa da dinsel dünya düzeninin karşısında yer alan "laiklik" kuşkusuz bu yazıların bir bölümünü oluşturuyordu doğal olarak, çünkü genelde bir karşılaştırma söz konusuydu.
Böylece içerikleri şeriat-laiklik ekseninde dolanan bu yazılarımdan bir demeti bu kitapta topladım.
Eğer dostluklarıyla onur duyduğum, mutlu olduğum Prof. Dr. Necla Arat ve İKLEV Başkanı Birnur Özümert, yarım yüzyıllık yürekten arkadaşım Güven Uluköse beni tadı tadı zorlamasalardı böyle bir girişimde bulunmayı pek düşünmüyordum; kendilerine sonsuz teşekkürü bir borç bilirim.
Kitabın yayını için gereken bütün sorumluluğu güler yüzle, adeta keyifle yüklenen Cumhuriyet Kitapları yöneticisi Derya Ayyıldız'a ne denli teşekkür etsem azdır; bana bu ilk kitabımla yaşattığı duygular için yine de binlerce teşekkür...
2 Ekim 2004 Deniz-Göztepe
İKİNCİ BASI ÜZERİNE
Kitabın ilk basımı, 2004 yılı Eylül ayına dek ulaşan yazılardan bir demetti.
Geçtiğimiz yıllar içinde, "laiklikten şeriata" doğru yürüyüş gitgide yoğunlaştı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra da inanılmaz bir ivme ve yaygınlık kazandı.
Dinsel temelli AKP iktidarının, neredeyse oluşumunun son aşamasına getirdiği "Ilımlı İslam Devleti"nin bir "göstergesi" durumuna soktuğu "sıkmabaş" (türban), artık Çankaya'dadır.
Böylece bu gösterge, devletin tepesinden başlayarak "yasa-ma"ya, "yürütme"ye, dahası "yargı"ya dek uzanmıştır.
Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin, din devletine -ılımlı da olsa- adım adım bu dönüştürülme sürecini, adeta sıkmabaşın izinden giderek ortaya koyabiliriz.
Bunun için 2008 Şubatı'na dek yayımlanan yazılardan seçilenlerle kitabı güncelleştirmeye çalıştık.
İkinci basımı gerçekleştiren Cumhuriyet Kitapları yöneticisi Fazilet Kuza'ya ve çalışma arkadaşlarına yürekten teşekkür ederim.
24 Şubat 2008 Göztepe
MERİÇ VELİDEDEOĞLU
DEMOKRASİDEN TEOKRASİYE Mİ?
AKP iktidarı, Türkiye'yi bir yandan pusulasız bir gemi durumuna getirip, bir yandan da yarattığı dev dalgaların ortasına sürdü.
Dalgaların en önemlisi kuşkusuz, "dinsel temelli dünya görüşü" ile "dünyasal yaşam alanı"nı düzenleme girişimidir.
İlkin bunu "takıyye" yöntemiyle yürüttüler; ardından "cihad" dönemine geçtiler.
Laik Türkiye'nin yaşamak zorunda bırakıldığı bu yapılanmayı ve daha da nelerle karşı karşıya kalacağımızı görebilmek için, Demokrasiden Teokrasiye mi? size ışık tutacaktır.