Cüneyt Akalın; Latin Amerika'daki siyasi gelişmelere "mazlum milletler" açısından bakarken bu uzak kıtanın Mustafa Kemal'i Simon Bolivar'ın geçmişte başlattığı bağımsızlık hareketini günümüzde Hugo Chavez'le sürdürmesine antiemperyalist yorumlar getiriyor.
GİRİŞ
"Arka Bahçe"de Bolivarcı Devrim
Latin Amerika'da taşın sert olduğunu dünyaya Fidel Castro hatırlattı. O güne kadar "çantada keklik", "başkalarına kapalı av alanı", evin "arka bahçesi" sayılan anakaranın güneyinin direndiğinde ABD'nin başına ne büyük belalar açabileceğini Küba kanıtladı. ABD bu nedenle "avuç içi" kadar Küba'ya 1961'den beri ambargo uyguluyor.
1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılışının ardından sıranın er-geç Küba'ya geleceğini sananlar yanıldılar. Küba direndi, "Yeni Dünya Düzeni" adı verilen teslimiyet reçetesini reddetti.
Küba'nın küçüklüğü Yankee'leri gevşetmiş olmalı. "Ateş olsa cürmü kadar yer yakar" düşüncesine kapılmanın bedelini 21. yüzyılda pahalıya ödemeye başladılar.
Küçük Küba büyük bir uyanışa önayak oldu. Brezilya, Venezüela vb. derken Latin Amerika'nın kaderi değişti. Lula'nın iktidarı, Amerika kıtasının ABD'den sonra gelen en büyük ülkesinin "yeni dünya düzeni"nin dışına çıkma iradesine işaret ediyordu. Châvez'in söke söke kopardığı iktidar "Kurtarıcı" (Li-bertador) Bolivar'm programı ile birleşince, tarihin akışını değiştiriverdi. Arjantin, Uruguay, Bolivya, Şili vb. Châvez'i izledi.
2007'de tüm dünya Latin Amerika ile yatıp Châvez'le kalkıyordu. Châvez "mazlumlar dünyası"nm "makus talihini değiştiren" bir kahraman olarak gönüllerde taht kuruyordu.
"Castro'ya Bin Selam"
Gençlik yıllarımın unutulmaz sloganı "Bir.. iki... üç daha fazla Vietnam, Ernesto'ya bin selam" sloganın ötesinde bir şeydi, bir ütopya, bir gelecek tasarımı idi. Çevremdeki 68'li birçok arkadaşım gibi ben de Latin Amerika üzerine kafa yordum, Che'yi anlamaya çalıştım.
Che Bolivya Dağları'nda Devrim'i arıyordu. Castro ise topraktan fışkırmasına yardımcı olduğu devrim fidanını suluyor, buduyor, gübreliyordu. Büyük bir uğraş veriyordu.
Araya kesintiler girdi, Sovyetler dağıldı derken, Küba'nın sıcaklığını Châvezle birlikte yeniden duyumsamaya başlayınca gözlerimi dört açtım.
Dahası, Châvez bize hiç yabancı olmayan temaları işliyor, Bolivarcı Devrim'i ısrarla gündeme getiriyordu. Latin Amerika'daki gelişmeleri anlamak ve açıklamak üzere, 2000'li yıllarda, siyasal, kuramsal, kültürel içerikli inceleme yazıları yazmaya koyuldum. Bunlar çeşitli gazete ve dergilerde yayımlandı.
2007'de her şey netleşti, gerçekler tabak gibi ortaya çıktı.
Günümüzde Latin Amerika iyice "in" oldu, kitaplar, incelemeler birbiri ardı sıra yayımlanıyor. Ben de yazılarımı kitaplaştırarak, düşüncelerimi daha geniş bir kitleyle paylaşmaya karar verdim.
Dikkatli okur kolayca gözleyecektir. Metinler, 2000'li yıllarda Châvez'in önderliğinde adım adım tırmanan bir büyük devrimin tanıklıklarıdır. Bunların arkasına, dönemin olgularını saptayan belgeleri koydum.
"Bolivarcı Devrim"
Bolivar'dan Châvez'e Latin Amerika'nın, günümüzde kitapçı raflarında boy gösteren öteki Latin Amerika kitaplarından önemli bir farkı var: Latin Amerika'daki gelişmelere "mazlum milletlerin devrimleri" açısından bakıyor; Châvez'in bayraklaştırdığı Bolivarcılık'ı ele alarak inceliyor. Bolivarcı Latin Amerika devrim programını irdeliyor.
Bolivar Latin Amerika'nın Mustafa Kemal'idir. Bolivar Devrimi ile Anadolu Devrimi arasındaki koşutluğu ve kader birliğini irdelemek, günümüzde yakıcı bir görev haline geldi. Châvez'in Bolivarcı Devrimi'nin deneyimleri, bizlere de ışık tutuyor.
Castro yıllar önce "Patrie e muerta, venceremos!" (Vatan ya da ölüm, biz kazanacağız!) diye haykırmıştı.
O günler gelip çattı galiba...
Bitirmeden, kitabın sistematiği hakkında da birkaç kelime etmek istiyorum. Bu çalışma bir Latin Amerika Devrim Tarihi değildir. 21. yüzyılın başında Latin dünyasında yaşanan olayların ana hatları ile hatırlatılmasıdır; o deneyimin özetidir, onu anlamlandırma çabasıdır.
O deneyimin anlatımına, meşaleyi tutuşturan kahramanla, Châvez'le başlamak, anlatımı Latin Amerika'daki mücadelenin yarım yüzyıllık ideolojik öncüsü Küba ile sürdürmek kaçınılmazdı. Öteki ülkelerin yani Brezilya'nın, Arjantin'in, Bolivya'nın vb. deneyimleri, bu iki öncüyü izledi. Kitabın sonuna, Bolivarcı devrimin ve Latin Amerika'daki sosyal demokrat deneyimin genel değerlendirmesini ve tahlilini ekledim.
Latin Amerika ülkeleri, dünyanın öteki ucunda olsa da, gelişmişlik düzeyi açısından ülkemize benziyor. Latin Amerika derslerinin ve dinamizminin bize ışık tutacağına inanıyorum.
Cüneyt Akalın
Kadıköy, 2008
BOLİVAR'DAN CHAVEZ'E LATİN AMERİKA
CÜNEYT AKALIN
Bolivar�dan Chavez�e Latin Amerika�nın, günümüzde kitapçı raflarında boy gösteren öteki Latin Amerika kitaplarından önemli bir farkı var: Latin Amerika�daki gelişmelere �Mazlum Milletlerin Devrimleri� açısından bakıyor. Chavez�in bayraklaştırdığı, kendine rehber edindiği �Bolivarcı� hareketi ele alarak inceliyor. Latin Amerika ülkelerindeki Bolivarcı demokratik devrimleri, değişik yönleriyle analiz ediyor.
Simon Bolivar Latin Amerika�nın Mustafa Kemal�idir. Latin Amerika�da bağımsız devletleri kuran, sömürgeciliği yıkan, anayasal cumhuriyeti inşa eden devrimcidir.
Bolivar Devrimi ile Anadolu Devrimi arasındaki koşutluğu ve kader birliğini kavramak, günümüzde yakıcı bir görev haline geldi.
Latin Amerika�nın Bolivarcı Devrim deneyimleri, bizlere pek çok ipucu sunuyor.