|
| CUMHURİYET ARŞİV GAZETESİ | | | | |  |  | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  |
|
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: İnceleme
Cumhuriyet Kitapları
ISBN: 978-9944-150-86-6
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
Alev Coşkun'un titiz ve usta kaleminden Mustafa Kemal Paşa'nın Şam'dan geldiği 13 Kasım 1918'den Samsun'a hareket ettiği 16 Mayıs 1919' a kadar İstanbul'da kaldığı altı ay içinde gün be gün yaptığı çalışmalar. Bir döneme ışık tutan çarpıcı bir belgesel.
İÇİNDEKİLER
- Giriş
- I. Dünya Savaşı'nın Sona Ermesi
- Mustafa Kemal İstanbul'da
- Kasım - Aralık 1918
- İlişkiler Zinciri
- Basınla İlişkiler
- Güç Dengesi ve Siyasal Girişimler
- Aralık 1918
- İkinci Siyasal Girişim
- Mustafa Kemal Neden Harbiye Bakanı Olmak İstiyordu?
- Mustafa Kemal'in Padişah Vahdettin'le Görüşmeleri
- Mütareke İstanbulu
- Ocak 1919
- İkinci Aşama: Barışçı Yollardan İhtilalci Metotlara
- Üçüncü Aşama: Anadolu'ya Geçiş Kararı
- İtalyanlarla İlişkiler
- Şubat 1919
- Saraylı Hanımlar Konusu
- Mart 1919
- Şişli'deki Ev ve Geleceğin Kadrosu
- Nisan 1919
- Gökten İnen Müjde - İngiliz Notası
- Görev Verilişinde İlişkiler Zinciri
- Yetki Kararnamesini Mustafa Kemal Bizzat Yazdırdı
- Atamanın Güncesi
- Yalanlar - Uydurmalar - Doğru Yanıtlar
- Sonsöz
- Samsun'a Gidişle ilgili Belgeler
- Kaynakça
- Dizin
ÖNSÖZ
Yüzbaşı Selahattin'in Romanında birinci cilt "Harb-i Umumi "ye, ikinci cilt "Milli Mücadele"ye ilişkindir, ikinci ciltten birkaç satır: "20 Mayıs 1919..." Osmanlı işgal altındadır... Selahattin anlatıyor:
"Haydarpaşa vapuruna binmek için Karaköy'e geçiyordum... Bir ses:
—Selahattin Bey!
Baktım Albay Bekir Sami, sivil elbiseli... Yanına gittim, bana sordu:
—Evlendin mi?
—Hayır.
—Benimle gel.. dedi.
Beni Köprü'nün Boğaz vapurlarının yanaştığı iskeleler yönündeki korkuluğa götürdü.
Yüzüme dikkatli dikkatli baktıktan sonra:
—Ben gidiyorum, dedi, benimle gelir misin? istanbul'dan uzaklaşmaya can atıyordum. Hemen:
—Gelirim, dedim. Sordu:
—Nereye gelirsin?
—Nereye götürürseniz... Devam etti:
—Durumu biliyorsun, İzmir cephesine gideceğim. Yunanlılara harp ilan edeceğim ve hükümete isyan edeceğim. Gider misin?
—Giderim.
Eminönü'ne doğru biraz daha yürüdükten sonra tekrar durdu, yüzüme baktı ve dedi ki:
—Bu işin içinde asılmak var, kazıklanmak var, hapsedilmek var, tardedilmek var. Yalnızca bir şey yok: Armağan, vatan kurtulursa, 'bunda bizim hizmetimiz var' diye sevinmektir. Gider misin?
—Giderim."
Konuşma hem o günlerin anlamını ve önemini sergiliyor hem de tarihi ilginç:
20 Mayıs 1919...
19 Mayıs'ta Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıkmıştır...
Harbiye Nezareti, Miralay (Albay) Bekir Sami'yi de Batı'da 17'nci Kolordu Komutanlığı'na atamıştır...
Albay Bekir Sami 21 Mayıs 1919'da Bandırma'ya çıkmıştır...
Yalnız Bekir Sami mi?..
Harbiye Nezareti daha önce iki önemli paşanın Anadolu'ya atamasını yapmıştı...
Kâzım Karabekir..
Ve Ali Fuat..
İşgal altına düşen başkent İstanbul'da o günlerde bir kıyamet yaşanıyordu.
Rumlar, Ermeniler, Hıristiyanlar, işgalci İngilizler, Fransızlar, İtalyanların yarattığı cehennemde yaşanan bu kıyamette Türkler de ikiye ayrılmışlardı...
İşgalciye biat etmekten başka bir yol yordam düşünemeyenler...
Bir yol yordam arayanlar...
Harbiye Nezareti'ndeki subaylar da bu ikilemi yaşıyorlardı; ellerinden geleni yapmaya çalışanlar Bekir Sami, Ali Fuat, Kâzım Karabekir gibi vatansever subayları Anadolu'daki birliklerin başına atamakta tereddüt göstermiyorlardı...
Ali Fuat Paşa 1919 yılı Şubat ayının 20'sinde Konya'da bulunan 20'nci Kolordu'nun başına gitmişti...
Kâzım Karabekir Nisan 1919'da Erzurum'daki kolordu komutanlığını üstlenmişti...
17'nci Kolordu Komutanlığına atanan Albay Bekir Sami 21 Mayıs 1919'da görevinin başına gitmek üzere Bandırma'ya ayak basmıştı.
*
Ancak Bekir Sami kısa sürede şu gerçeği anlayacaktır: 15 Mayıs 1919'da Amiral Calthorpe'un Osmanlı'ya bir ültimatomuyla İzmir'i işgale başlayan Yunan ordusu bölgeye hâkim olmuştur. Rumlar ve Ermeniler halk kesiminde gerekli propagandayı yapmaktadırlar.Türkler çaresizlik içinde sinmişlerdir. Harbi umumi'den yenik ve yorgun çıkan askeri birlikler ne yapacaklarını bilememektedirler. Günün siyasal iradesini temsil eden Padişah Vahdettin tam bir teslimiyet içindedir.
Ancak Albay Bekir Sami "vatanı kurtarmak için" Yunan işgalinin başladığı Ege'ye doğru yola çıkarken, Mustafa Kemal Paşa da Doğu'ya hareket etmiş ve 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkmıştı.
Bu çelişki bir anlayış ve kavrayış farkını vurguluyor, Mustafa Kemal Paşa'nın davranışlarını belirleyen pusulanın ne olduğunu da açıklıyordu.
*
Eğer kısa bir vurgulamayla özedenirse, denebilir ki, Mustafa Kemal Paşa'nın dehası daha baştan zorunlu bir gerçeği algılamıştı: Siyasi bir iradeden yoksun asker başarı kazanamazdı; ülkeyi işgal eden emperyalistlerin karşısında önce halkın, toplumun, milletin siyasal iradesini örgütleyecek bir harekete ihtiyaç vardı.
Atatürk -o dönemde yalnız Mustafa Kemal Paşa olarak anılıyor- Kasım 1918'den Mayıs 1919'a dek bulunduğu başkentte, İstanbul'da, öteki lakabıyla Dersaadet'te, işgalci emperyalistlere karşı bir siyasal irade yaratmak için çalışmıştır.
Hükümette Harbiye Nâzırı (Savaş Bakanı) olmak talebinden tutun, Padişah Vahdettin'le konuşmalarına, karargâhını kurduğu Şişli'deki bütün çalışmalarına, asker-sivil ve yerli-yabancı tüm temaslarına dek her eylemindeki temel pusulası bu anafikrin omurgasını oluşturmaktadır.
Ancak İstanbul'da özellikle Padişah Vahdettin ve çevresindeki teslimiyet çemberini kırmakta yenilgiye uğrayınca Anadolu'ya geçmek ve işgalci emperyalistlere karşı siyasal iradeyi Anadolu'da yaratmak kararını vermiştir.
Padişah Vahdettin işgalci emperyalistlere karşı direnişin zerresini sarayında oluşturmaktan yoksundu.
Bu körükörüne teslimiyet Mustafa Kemal'in bütün çabalarına karşın süregeldi; ne yazık ki hilafet ordusu girişimine dönüştü ve millet zafere ulaşırken Vahdettin'in bir İngiliz zırhlısıyla Türkiye'den kaçmasıyla sonuçlandı.
Askeri dehası yerli ve yabancı uzmanlarca kabul edilen Mustafa Kemal Paşa'nın aynı zamanda siyasal alandaki olağanüstü yetileri Milli Kurtuluş eyleminin her aşamasında çarpıcı göstergelerle ortaya çıkmaktadır.
Nitekim tüm asker ve sivil kesimlerde bu gerçeğin benimsenmesi, onun liderlik konuşlanmasını tartışmasız sağlamıştır.
Atatürk'ün Anadolu'da örgütlediği siyasal irade savaşı kazanmakla yetinmemiş, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni de devrimle gerçekleştirmiştir.
Toplumsal ve tarihsel yasadır:
Her devrimin bir karşıdevrim muhalefetini oluşturması doğaldır.
•
Türkiye'de de bu gerçek yaşanıyor, karşıdevrimci Atatürk düşmanları düşmanla işbirliği yapan son padişahı aklamak için Vahdettin'in Mustafa Kemal'i Anadolu'ya gönderdiğini söyleyip yazıyorlar.
Elinizdeki kitap bu karşıdevrimcilere bir bilimsel tokattır.
Bilimsel kişiliğini, sosyal ve siyasal bilimlerin akademik aşamalarında pekiştiren Alev Coşkun'un dikkatli ve gerçekçi çalışmasıyla meydana gelen bu yapıttan sonra neyin ne olduğu tarihsel kanıtlarıyla ortaya çıkıyor, bir köksüz ve kasıtlı iddiaya son nokta konuyor.
Ancak Alev Coşkun'un bir hizmeti de, günümüz Türkiyesi'nin en önemli sorununa verdiği yanıtın, bu kitabın içeriğinde somutlaşmasıdır.
Nedir o?..
Siyasal iradeye dayanmayan hiçbir askeri güç amacına ulaşamaz...
Siyasal irade Silahlı Kuvvetler'i hasım ya da düşman gibi görüyorsa ülkenin, vatanın, milletin değil düşmanın hizmetinde demektir...
Alev Coşkun'un kitabında günümüze yansıyan büyük ve çarpıcı dersler var...
İLHAN SELÇUK
SUNUŞ
Bu kitap ne klasik bir tarih kitabıdır, ne de tarihsel bir romandır. 6 aylık bir zaman diliminin siyasal ve sosyolojik çözümlemesidir.
Kitap, Atatürk'ün Samsun'a hareketinden önce İstanbul'da yaşadığı 6 ayın nefes kesen öyküsüdür. Bu zaman diliminde yer alan olaylar derinlemesine inceleniyor, ilişkilerin nesnel ve psikolojik arka planı mercek altına alıyor.
Bu inceleme neden yapıldı?
İki sebebi var. Öncelikle Atatürk'ün Samsun'a hareket etmeden önce İstanbul'da geçirdiği zaman dilimi fazla bilinmiyor. Oysa Atatürk, girişeceği büyük Anadolu Ihtilali'ni bu sırada düşündü ve planladı.
İkincisi, son yıllarda, kendilerine "ikinci Cumhuriyetçi", "liberal" ya da "dinci" adı verilen kesimde bir alternatif tarih yaratma akımı belirdi. Bu yazarlar genel olarak Mustafa Kemal'in yaptıklarını küçümsemek için olur olmaz iddialar ortaya atıyorlar... Ulusal savaşın önemini azaltmak, orasından burasından kemirerek soru işaretleri yaratarak Atatürk'ü küçültmek, karşılığında özellikle son Padişah Vahdettin'i yüceltmek yolunu tutuyorlar.
Örneğin, Atatürk'ün Anadolu'ya gidişi ile ilgili olarak şöyle yazıyorlar:
• "Mustafa Kemal Samsun'a giderken geniş yetkilerle donatıldı; bu yetkileri ona veren Padişah Vahdettin aslında Anadolu'da milli mücadeleyi başlatmak amacını taşıyordu..."
Ya da alçakça iddia ediyorlar ki:
• "Mustafa Kemal İngiliz ajanıydı, onun için kolaylıkla Samsun'a gidebildi." Ya da diğer arkadaşları (Ali Fuat ve Karabekir) daha önce Anadolu'ya geçtiler, Atatürk Anadolu'ya geçişte geç kaldı... ve bunun gibi deli saçması birçok iddia...
Bu konularla ilgili belgeler üzerinde incelemeler yaparken, Atatürk'e verilen ve geniş yetkilerle donatılmış görev kararnamesinin, padişah tarafından değil Atatürk'ün bizzat kendisi tarafından oluşturulduğunu, kararnamenin önemli noktalarını Atatürk'ün bizzat dikte ettirip yazdırdığını saptadığım zaman, destansı milli mücadelemiz hakkında bilgilerimizin yeterince derin olmadığına inandım.
İnanılması güç bir diğer nokta şudur: Atatürk, Mondros Ateşkesi'nden sonraki bunalımlı günlerde Harbiye nâzın olmak istiyordu. Bunun altında yatan temel nedenleri ortaya çıkarmaya çalışırken, Atatürk'ün son çare olarak Padişah Vahdettin'i Anadolu'ya geçirip, milli mücadeleyi padişahla birlikte yönetmek istediği gerçeğiyle karşılaşınca, epeyce şaşırdım.
Atatürk Nutuk'a " 1919 yılı Mayıs'ımn 19'uncu günü Samsun'a çıktım," cümlesiyle başlar ve 1927 yılma kadarki dönemi belgeleriyle ortaya koyar. Oysa Atatürk'ün Samsun'a gitmeden önce 6 ay kaldığı mütareke Istanbulu'ndaki yaşamı çok önemlidir. Ancak, bu konuda ayrıntılı bir inceleme de yoktur.
Türkler, 1919-1922 arasında, tüm mazlum milletlere örnek olan, emperyalist işgalcilere karşı ilk direniş ve bağımsızlık savaşını gerçekleştirdiler.
Bu büyük destansı savaş okullarda temel olarak şöyle öğretiliyor:
Atatürk 19 Mayıs 1919'a Samsun'a çıktı, Erzurum ve Sivas Kongrelerini topladı, TBMM'yi Ankara'da açmayı başardı. Düzenli ordu kuruldu, üç yıla yakın süren savaşlar sonunda ordumuz zafer kazanarak vatanı kurtardı.
Peki hepsi bu kadar mı? Osmanlı imparatorluğu dağılıp yer yer işgal edilirken, Mustafa Kemal nasıl oldu da Samsun'a gitti? Samsun'a ayak basar basmaz hemen bir ay sonra nasıl oldu da ünlü Amasya ihtilal Bildirisi'ni yayımladı, daha sonraki birkaç ay içinde Erzurum ve Sivas kongrelerini gerçekleştirebildi? Nasıl oldu da Kuvayı Milliye'yi canlandırdı? Nasıl oldu da Anadolu'daki çoban ateşlerini bir araya getirebildi? Bunların altyapısı nedir?
Mustafa Kemal Samsun'a gitmeden önce istanbul'da tam 6 ay kaldı; bu 6 ayda istanbul'da ne yaptı? Bir yandan düşkünlüğün ve yoksulluğun, öte yandan her türlü eğlencenin yan yana ve kol kola gezdiği mütareke Istanbulu'nda vur patlasın çal oynasın vakit mi geçirdi, yoksa Anadolu'da yapacağı çalışmaları mı planladı?
Aşağıdaki sorular hem önemlidir hem de çok ilginçtir.
Atatürk bu dönemde Harbiye bakanı olmak istiyordu. Neden? Bu dönemde gerçekten Vahdettin'in kızı Sabiha Sultanla evlenmek istedi mi? Yoksa padişah mı, Mustafa Kemal'i saraya damat almak istiyordu?
istanbul'da eski politikacılar, askerler ittihat ve Terakki liderleri ingilizlerin baskısıyla Osmanlı hükümeti tarafından tutuklanırken Mustafa Kemal neden tutuklanmadı? Bu işten nasıl kurtuldu?
Mustafa Kemal'in işgalci ingilizler, Fransızlar ve italyanlarla ilişkileri nasıldı? italyanlar, Ege bölgesinde Mustafa Kemal ve arkadaşlarına para ve silah verip Yunanlılara karşı milis örgütü kurması için öneride bulundular mı? Bu inanılması güç iddia gerçek midir? Eğer gerçekse alt yapısı ve gerekçeleri nelerdir?
işte elinizde tuttuğunuz kitap, bu sorulara ve bunun gibi birçok soruya yanıtlar arıyor... Belgelere dayanarak da yanıt veriyor. Bu kitap, yıllar süren sabırlı bir incelemenin ürünüdür. Her yargının, her iddianın altında da muhakkak dipnot vardır, muhakkak belge vardır...
Neden 6 Ay?
Kitabın adı 6 Ay'dır. Çünkü, Atatürk'ün Anadolu'da yapacağı eylem istanbul'da kaldığı bu 6 ayda biçimlendi, nitelik kazandı. Çünkü, Atatürk işgalci güçlerin istanbul sokaklarında devriye gezdiği bu 6 ayda çok derin üzüntüler yaşadı, hüzünlendi. Bu 6 ayda siyasetle de uğraştı, ama siyasetin acımasız ve hain yüzüyle karşı karşıya geldi, ateşi ve ihaneti gördü.
Oysa Mustafa Kemal, ipekböceğinin kozasını ördüğü gibi, emperyalist işgalcilere karşı verilecek bağımsızlık savaşının hazırlıklarını bu 6 ayda yapmıştı. Bu dönem bilinmeden, Anadolu'da üç yılı aşkın süren Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın altyapısı anlaşılamaz, özümsenemez.
Temel Kaynaklar
Bu dönemin fazlaca bilinmediğini ve incelenmediğini belirttiğimize göre, bu araştırmamızda dayanılan temel kaynaklar üzerinde de kısaca durmalıyız.
Atatürk'ün, CHP II. Kurultayı'nda 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında 6 günde okuduğu Nutuk, 19 Mayıs 1919'dan 1927 yılına kadar süren çok önemli bir dönemi kapsar.
Atatürk, 19 Mayıs 1919'dan önceki dönemi de içine alan anılarını, Nutuktan yaklaşık bir buçuk yıl önce Hâkimiyet-i Milliye ve Milliyet gazeteleri başyazarları Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan'a yazdırmıştır.
Bu anılar her iki gazetede "Gazi Paşamızın Hatırat Sahifeleri" başlığıyla 12 Mart 1926 ve Cumhuriyet gazetesinde de 15 Mart 1926 günü yayınlanmaya başlamıştır. Bu yazı dizisi, "İnkılabın herkesçe meçhul köşelerini bu kıymetli hatırat tenvir edecektir (aydınlatacaktır)" başlığıyla sunuldu.(1)
Atatürk, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanan bu anılar için "Benim anlattıklarım ve anlattıklarımı değerlendirmek için size verdiğim belgeler okunduktan sonra, bütün Türk milletini, özellikle Türk aydınlarını vicdan ve fikir hesaplaşmasına çağırmak isterim," (10 Nisan 1926) diyerek anlattıklarının önemini vurgulamıştır. Bu anılar, Nutuk'tm bir önceki dönemin aydınlatıcısı ve Nutuk'un tamamlayıcısı olarak değerlendirilmelidir.
Bu nedenle kitabımızda temel kaynak olarak kullanılmıştır.
Kitapta ayrıca o devirde Atatürk'ün birlikte olduğu yakın arkadaşları; Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Fethi Okyar, Kâzım Karabekir ve İsmet İnönü'nün anılarına dikkatle eğilinmiştir.
Ayrıca, o dönemde Padişah Vahdettin'in Başkâtibi Lütfi Simavi'nin Son Osmanlı Sarayında Gördüklerim ve Ali Fuat Türkgeldi'nin Görüp işittiklerim adlı kitapları ile Atatürk döneminde Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği yapan ve kitabını yazarken Atatürk'le konuşup birinci elden bilgi alan Yusuf Hikmet Bayur'un Atatürk: Hayatı ve Eseri, Sadi Borak'ın Atatürk'ün İstanbul'daki Çalışmaları (1899-1919), Sabahattin Selek, Prof. Sina Aksin, Prof. Şerafettin Turan ve diğer birçok yazarın yakın tarihimizle ilgili çalışmaları ve Şevket Süreyya Aydemir'in Tek Adam adlı eseri geniş olarak kullanılmıştır.
O döneme ait İngiliz Devlet Arşivi Belgeleri artık gün yüzüne çıktı. Bu belgeleri geniş olarak kullanan Alman bilim adamı Prof. Dr. Gothard Jaeschke, araştırmacı yazar Bilal N. Şimşir ve Prof. Dr. Salahi S. Sonyel'in kitapları da kaynak olarak ele alınmıştır.
Ayrıca, Atatürk hakkında tüm yerli yazarlara ilave olarak yabancı yazarların (Kinross, Mango, F. Ahmad, Juckher, Lewis, Villalta, Mikusch gibi) kitapları ile bu konuda yazılmış hemen bütün makaleler gözden geçirilmiş, kullanılmış ve dipnotlarda belgelendirilmiştir. Kitabımızda 700'den fazla dipnot kullanılmış, ayrıca konular, görsel malzeme, grafik ve resimlerle desteklenmiştir.
Bu araştırma temel olarak 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasından başlıyor. Kasım-Aralık 1918; Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs 1919 aylarındaki gelişmeler ayrı ayrı ve tarihlere sadık kalınarak inceleniyor. Günün koşulları, iç ve dış politikadaki gelişmeler, olayların altyapısı ve perde arkası, siyasal gelişmeleri tetikleyen ilişkiler zinciri üzerinde özellikle duruluyor, nesnel ve psikolojik durumlar ele alınarak çözümlemeler yapılıyor.
Mustafa Kemal Atatürk
Kitapta Mustafa Kemal ismi daha sık kullanılmıştır. Çünkü Kasım 1918-Mayıs 1919 arasında Atatürk adı henüz ortada yoktu. Vatanın kurtarılacağına sadece ve sadece bir avuç yurtsever iman etmişti, daha sonra Cumhuriyet'in kurulacağına ise hiç ama hiç kimse inanmıyordu... Bu nedenle Mustafa Kemal ismine öncelik verilmesi, kimi yazarların yaptığı gibi bu ismi Atatürk'ün önüne koyduğumuzu göstermez. Tersine, Mustafa Kemal bilinmeden, ilk antiemperyalist savaşın önderi ve sonra da Türk aydınlanma devrimlerinin lideri Atatürk anlaşılamaz, özümsenemez. Çünkü bu iki isim birbirini tamamlayan halkalardır.
Milli Mücadele aslında, 19 Mayıs 1919'da değil, Yıldırım Orduları'na komuta eden Mustafa Kemal'in Türk askerlerini Anadolu içlerine çekmesi ve Mehmetçiğin süngüsüyle çizdirdiği ve Güney'de "Misak-ı Milli" sınırlarını belirlediği Ekim 1918'in sonunda başlamıştır. Kitapta bu konuya da yer verilmiştir.
Bu araştırma, Atatürk'ün zorluklarla, acılarla, hüzünle, ancak hazırlıkla dolu dolu geçen ve Milli Mücadele'nin altyapısının planlandığı, Samsun'a gitmeden önceki 6 aylık yaşamına ve çalışmalarına ışık tutmaya yarayacaktır.
Sunuşumuzun başında kitabın bir tarih kitabı olmadığı belirtildi, zaten yazarı da tarihçi değildir. Kitap alt yapısı sosyal bilim olan bir araştırmacı yazarın ürünüdür. Yazar, hukuk eğitiminden sonra sosyal ve siyaset bilimi üzerinde doktora yapmıştır, ama yaşamının çok önemli bir bölümünü yoğun ve eylemli olarak politikanın ve siyasal örgütlerin içine geçirmiştir. Bu nedenle kitaptaki siyasal çözümlerin yapılmasında, yazarın 50 yıllık kültürel altyapısı ve siyasal örgütlerde geçen eylemsel birikimi katkı sağlamıştır.
Kitapta toplumsal çerçeve, iç ve dış siyasi olaylar, bunların arka planı, etkileri, birbirini tetikleyen ilişkiler zinciri üzerinde özellikle durulmuştur. Siyasal faaliyet ve ilişkilerin örgütsel altyapısının ele alınıp gün yüzüne çıkarılması ve olayları yaratan parçaların birleştirilip senteze varılması sağlanmıştır. Hiçbir araştırma eksiksiz değildir, bir sonraki araştırmanın alt basamağıdır. Bu nedenle yazar her konudaki katkı ve eleştirilere açıktır.
Kitabın çeşitli aşamalarında yazıların bilgisayar ortamına geçişinde yardımcı olan Sema Nur Aydın'a, Aynur Ercan'a ve dizgiyi yetenekle gerçekleştiren Serpil Ünay'a, kitabın düzeltmesini titizlikle yapan Mine Şirin'e, grafikleri özenle hazırlayan Müge Kaygusuz'a, kapak düzenini kuran Ahmet Sungur'a ve görsel malzemeyi bir araya getiren Cumhur Ercan'a, Kaynakça'yı hazırlayan torunum Yasemin Coşkun'a, kitabı baştan sona okuyup önerilerde bulunan Cumhuriyet Kitapları Yayın Yönetmeni Zeynep Atayman'a, kitabın yazımı sırasında özendiren Cumhuriyet Kitapları Müdürü Fazilet Kuza ve fikirleri paylaşan Deniz Som'a, kitabın titizlikle basımını sağlayan Matbaalar Koordinatörü Önder Çelik'e ve Kurtiş Matbaası'na içtenlikli teşekkürlerimi sunarım.
Destansı Milli Mücadele'de pek bilinmeyen Samsun'a gidişten önceki 6 ayı mercek altında alabildiysem, kimi soru işaretlerinin açığa çıkmasını, yaşanan ilişkiler zincirini ve siyasal etkileşimleri çözebildiysem ve Atatürk'ün büyük önderlik gerçeğine karınca kararınca katkıda bulunabildiysem kendimi mutlu sayarım.
(1) Bu anılar daha sonra 1965 yılında F.R. Atay tarafından Atatürk'ün Bana Anlattıkları adıyla yayınlandı. (İş Bankası) 1988 yılında Cumhuriyet gazetesi tarafından aynı başlıkla kitap halinde tüm okuyuculara armağan olarak verildi. Dr. İsmet Görgülü, tüm bu anıları bir düzen içinde Atatürk'ün Anıları (Bilgi, 1997) adıyla; Ahmet Almaz, aynı anıları Büyük Gazi'nin Anılarından Sayfalar (Dinozor, 2008) adıyla yayınladı.
Alev Coşkun
Eylül 2008
ALEV COŞKUN
Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 AY İşgal, Hüzün, Hazırlık
13 Kasım 1918, Mustafa Kemal'in Mondros Ateşkes Antlaşmasından iki hafta sonra İstanbul'a geldiği tarih... 16 Mayıs 1919 ise, Bandırma vapuru ile Samsun'a çıkmak üzere İstanbul'dan ayrıldığı tarih... Elinizdeki kitapta, işte bu altı ay içindeki olağanüstü serüven bilinmeyen yönleriyle anlatılmaktadır. Bu altı ay ulusal savaşın planlandığı dönemdir.
Dr. Alev Coşkun'un titiz ve usta kaleminden dönemin siyasal gelişmeleri etrafında Mustafa Kemal'in gün be gün temasları... Dönemin siyasal olaylarının-yorumu... İngiliz, Fransız ve İtalyan işgal güçleriyle ilişkiler... Bir yanda işgal güçlerine destek veren azınlıklar, her tarafta cirit atan casuslar, İngiliz işbirlikçileri; öte yanda payitahtın işgal altında olmasından dolayı üzgün, güçsüz ve yorgun Türkler... Bu tabloda kurtuluş için çare arayan Mustafa Kemal ve arkadaşları... 6 Ay'ın inanılmaz olaylarla dolu nefes kesen öyküsü.
"Mustafa Kemal, neden Harbiye Nâzırı olmak istiyordu?", "Ordu müfettişi olarak Anadolu'ya geçerken, kendisini geniş yetkilerle donatan kararnameyi kim hazırladı? Padişah mı, yoksa Mustafa Kemal'in kendisi mi?", "Mustafa Kemal işgalcilerin İstanbul'daki tutuklamalarının neden dışında kaldı?", "İtalyanlar, Mustafa Kemal'e Ege bölgesinde silah, mühimmat ve lojistik destek vererek Kuvayı Milliye'yi örgütlemesini önerdiler mi?", "Mustafa Kemal resmi bir görev almasaydı, kurtuluş için Anadolu'ya gizlice ve hangi güzergâhı izleyerek geçecekti?" vb. pek çok merak edilen sorunun yanıtını 6 Ay'da bulacaksınız.
|
|
TARİHİ UNUTMAMAK Günceli Yakalamak
Alev Coşkun
|

Gecelerimizi aydınlatan gizemli aya bakarak hayal kurmasaydı, yedi düvele karşı savaşıp bir şeriat devletinden laik bir Cumhuriyet çıkarm...
Detaylı Bilgi |
18.00 15.30
|
|
KUVAYI MİLLİYE'NİN KURULUŞU
Alev Coşkun
|

Yunanlılar İzmir'den Anadolu içine sarkıyorlar. Komşu il ve ilçelerin işgal edildiği haberleri geliyor. Kimi kasabalar, kurşun atmadan teslim oluyor. ...
Detaylı Bilgi |
20.00 17.00
|
|
|
| NASIL BiR DEMOKRASi İSTİYORUZ? |  | | Demokrasi, hızlı bir yayılış içinde dünyada; onunla yarışır başka bir yönetim biçimi de yok; tek referans o! Bizimse, bir yarı... Detaylı Bilgi | 13.60/ YTL | |
|
|  | | KADIN OLMAK |  | | Biz de Zeynep Oral'la birlikte yaşıyoruz dünya kadınlarının acı mı acı gerçeklerini... Güzel yazılmış, coşkuyla, sevgiyle, inan&ccedi... Detaylı Bilgi | 17.00/ YTL | |
|
|
NASIL BİR EĞİTİM İSTİYORUZ? Server Tanilli |  | | Eğitimin yaptığı iki şey var: Biyolojik olarak insana özgü yetilerle dünyaya gelen insan yavrusunu büyütüp yetiştirerek ... Detaylı Bilgi | 13.60/ YTL | |
|
|  | MASALLAR VE EĞİTİMSEL İŞLEVLERİ Mesaj-İndeks Muhsine Helimoğlu Yavuz |  |
Masallar, ürünü oldukları toplumların sosyokültürel ve psiko-sosyal aynalarıdır. Onlarda, bir toplumun tüm ... Detaylı Bilgi | 17.00/ YTL | |
|
|
EGE'NİN UNUTULAN TÜRKLERİ Bahadır Selim Dilek |  |
Bahadır Selim Dilek, 1912’den 1943’e kadar İtalya’nın 1947’den sonra da Yunanistan’ın baskıları s... Detaylı Bilgi | 15.00/12.75 | |
|
|  | YARATICI AKLIN SENTEZİ Server Tanilli |  | Şu sorularla karşılaştığımız, dahası kendimize de sorduğumuz olmuştun "Nereden geliyoruz? Yaşamın anlamı ne? Nereye gidiyoruz?" Şu sorular ... Detaylı Bilgi | 24.00/20.40 | |
|
|
|
Tarih secin...
| |