İslam faşizmi temelleri üzerinden hayat bulmaya çalışan "Türkiye İslam Cumhuriyeti"nin ipuçlarını yakalamak için sanırım şu tümceler yeterli oluyor:
Benim kaymakamımın masasında tabii ki benim sadakama muhtaç insanların listesi olacak! Benim polis şefimin dosyasında tabii ki bana muhalif oldukları için sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alınması gereken insanların isimleri yazacak! Benim savcımın iddianamesinde tabii ki benim nefret ettiğim kişiler suçlanacak. Benim müfettişlerim tabii ki bana biat etmeyen medya patronlarına acayip vergi cezalan kesecek! Benim bankalarım tabii ki benim arkadaşlarıma teminatsız kredi dağıtacak! Benim okullarımda tabii ki benim veciz sözlerim duvarlara yazılacak! Benim camilerimde tabii ki benim adıma Cuma hutbesi okunacak! Benim imamlarım tabii ki benim devletimin en üst görevlerine atanacak. Benim şeyhim tabii ki benim valimin sağ yanında devlet protokolüne girecek! Benim ahalim tabii ki benim için "son padişah" pankartı açacak!
ÖNSÖZ
Önce genel bir çerçeve çizmek gerekiyor:
Adalet ve Kalkınma Partisi, 2002 yılının Kasım ayında iktidar oldu. Partinin kurucu genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan "siyasi sabıka"sı nedeniyle milletvekili seçimine katılamadığı için başbakanlık koltuğuna "kardeş"i Abdullah Gül oturdu. Bu süreçte Erdoğan'ın önündeki yasal engeli kaldırmak için anayasa değişikliği yapıldı ve Siirt'te yinelenen milletvekili seçimi ile Recep Tayyip Erdoğan Meclis'e girerek Mart 2003'te başbakan oldu. 22 Temmuz 2007 milletvekili seçiminden yüzde 47 oy oranı ile çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi, önce Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı seçti; Gül de Ağustos 2007'de Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığındaki yeni hükümeti onayladı. Ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş, iktidar eliyle dağıtılan "seçim rüşveti" ile 29 Mart 2009'daki yerel seçimlere gidildi.
Bu kitap, Kasım 2002'den Mart 2009'a dek uzanan zaman dilimi içinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın özellikle "türban" sembolünü kullanarak din üzerinden yürüttüğü siyaseti konu alıyor. Aynı döneme ilişkin Bop Dedik Recep ve Vatan Millet Fasarya kitaplarının bir devamı olarak okurla buluşuyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında "Türkiye İslam Cumhuriyeti" için gerekli altyapının hızla oluşturulmakta ve Recep Tayyip Erdoğan'ın da "Fatih Sultan Recep"e dönüştürülmekte olduğu gözleniyor.
İslam faşizmi temelleri üzerinden hayat bulmaya çalışan "Türkiye İslam Cumhuriyeti"nin ipuçlarını yakalamak için sanırım şu tümceler yeterli oluyor:
Seçime giderken benim valimin deposunda tabii ki benim partimin afişleri bulunacak; başka partinin afişleri bulunacak değil ya!
Benim kaymakamımın masasında tabii ki benim sadakama muhtaç insanların listesi olacak!
Benim polis şefimin dosyasında tabii ki bana muhalif oldukları için sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alınması gereken insanların isimleri yazacak!
Benim savcımın iddianamesinde tabii ki benim nefret ettiğim kişiler suçlanacak.
Benim müfettişlerim tabii ki bana biat etmeyen medya patronlarına acayip vergi cezaları kesecek!
Benim büyükelçilerim tabii ki benim zevceme hizmette kusur etmeyecek.
Benim belediye başkanlarım tabii ki benim adamlarımı özel olarak davet edip en güzel ihaleleri verecek!
Benim bankalarım tabii ki benim arkadaşlarıma teminatsız kredi dağıtacak!
Benim genel müdürlerim tabii ki benim çocuklarım, damatlarım ve Allah bana uzun ömür nasip ederse benim torunlarım için çalışacak.
Benim okullarımda tabii ki benim veciz sözlerim duvarlara yazılacak!
Benim camilerimde tabii ki benim adıma Cuma hutbesi okunacak!
Benim imamlarım tabii ki benim devletimin en üst görevlerine atanacak.
Benim şeyhim tabii ki benim valimin sağ yanında devlet protokolüne girecek!
Benim ahalim tabii ki benim için "son padişah" pankartı açacak!
Deniz Som
Çiftehavuzlar, Mart 2009
DENİZ SOM
TÜRKİYE İSLAM CUMHURİYETİ
İslam faşizmi temelleri üzerinden hayat bulmaya çalışan "Türkiye islam Cumhuriyeti"nin ipuçlarını yakalamak için sanırım şu tümceler yeterli oluyor:
Benim kaymakamımın masasında tabii ki benim sadakama muhtaç insanların listesi olacak! Benim polis şefimin dosyasında tabii ki bana muhalif oldukları için sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alınması gereken insanların isimleri yazacak! Benim savcımın iddianamesinde tabii ki benim nefret ettiğim kişiler suçlanacak. Benim müfettişlerim tabii ki bana biat etmeyen medya patronlarına acayip vergi cezalan kesecek! Benim bankalarım tabii ki benim arkadaşlarıma teminatsız kredi dağıtacak! Benim okullarımda tabii ki benim veciz sözlerim duvarlara yazılacak! Benim camilerimde tabii ki benim adıma Cuma hutbesi okunacak! Benim imamlarım tabii ki benim devletimin en üst görevlerine atanacak. Benim şeyhim tabii ki benim valimin sağ yanında devlet protokolüne girecek! Benim ahalim tabii ki benim için "son padişah" pankartı açacak!