Öner Yağcı, son romanı Kir’de 1914 Ağustos’unda başlayıp 1919 Ağustos’unda biten beş yıllık bir sevdaya, arayışa yöneltiyor ışıklarını. Amasya’dan Sarıkamış muharebelerine, Sibirya tutsaklığından Kuvayı Milliye’ye götürüyor okuru.
ÖNER YAĞCI
KİR
Öner Yağcı, "Kir" romanında 1914 Ağustos'unda başlayıp 1919 Ağustos'unda biten beş yıllık bir sevdaya, arayışa yöneltiyor ışıklarını. Aileleri, dostları, düşmanlarıyla Mümtaz Albay, Fahrettin Başçavuş, Veli Başçavuş, Kâmil Başçavuş, Halil Çavuş ve diğerlerine.., Bu ışıkların aydınlattığı yaşamlarda, Amasya'dan Sarıkamış muharebelerine, Sibirya tutsaklığından Kuvayı Milliye'ye Anadolu'nun insan gerçeğiyle yüklü temellerini görüyoruz.
"Kir"in aynasında görülen gerçekliği, onların torunlarından biri şöyle değerlendiriyor: "Kırk yıllık dostumuz Salim Şentürk, kendi memleketinden başlamış işe. Çocukluğunun geçtiği memleketi Gümüşhacıköy'den çıkmış yola. Yıllarını vermiş. Onlarca kişiyle konuşup notlar almış. Anılar dinlemiş, bilgiler toplamış. O dönemle ilgili kitaplar okuyup araştırmış. Öğrendikleri günlerce, aylarca uykusundan etmiş onu, perişan etmiş. Sonunda seferberlikle başlayıp Sarıkamış trajedisiyle devam eden ve kahramanlarının beş yıl süren tutsaklığından sonra memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı kirliliği anlatan bir metinle noktalamış araştırmasını. Salim, dedelerimizin ve ninelerimizin yaşam serüvenlerinden yola çıkarak bugünkü kirliliğin nedenlerini araştırırken düne uzanan bir insanlık ve yakın tarih destanı sunmuş. Bir sevdayı bugüne taşımış. Bu sevda, kirletilen yaşamı temizleme çabasının doğurduğu bir doruk olan Mustafa Kemal Paşa'yla buluşuyor romanın sonunda."