|
| CUMHURİYET ARŞİV GAZETESİ | | | | |  |  | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  |
|
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: Deneme
Cumhuriyet Kitapları
ISBN: 978-605-4183-31-9
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
İngiltere'de ilki 1215 yılında imzalanan ve yüzyıllar boyu süren kanlı savaşlar sonucu sayısı 44'ü bulan "Magna Carta"larla, varlığını kutsal güçlerden alan kralın "teokratik devlet'ine karşı egemenliğin parlamento aracılığıyla halka devredildiği "laik devlet" düzeni kuruldu.
Osmanlı "anayasa" kavramı ile ilk kez 1876'da tanıştı. Osmanlı aydınları Avrupa'daki "parlamentolu krallık" sistemini Kuran'ın Ali imran Suresi'ndeki "meşveret" sözcüğüne dayandırarak Sultan Abdülhamit'e ilan ettirdikleri "Kanun-i Esasi" ile İngiltere'deki gibi bir meclis açılmasını sağladı. Bu arada Osmanlı aydınları, Arapça "şart" kökünden "şartlı yönetim" anlamında "meşrutiyet" diye bir sözcük uydurdu. Osmanlı aydınlarının bu çarpıtmasını batılılar hemen benimseyip 20. yüzyıl başında Ortadoğu'yu sömürgeleştirip işbirlikçilerini ülkenin kralı yaparken başarıyla kullandı!
Dünya tarihinde laik devlet düzeni yasalarla, seçimle veya halk oylamasıyla değil devrimle kabul edilmiş toplumsal sözleşmelerle kurulmuştur. Kısacası anayasa, kolayca değiştirilebilecek herhangi bir yasa değil, toplumsal bir sözleşmedir ve ancak karşıdevrimle değiştirebilir.
İÇİNDEKİLER
- Önce Birkaç Söz
- ANAYASA YASA MIDIR
- Merhaba
- Meğer Ne Çökmüşüz
- Şimdi Ben İstanbullu muyum?
- Mimarlık ve Edebiyat
- Anayasa ve Anadil
- Zafer Üskül Adında Biri
- Profesör mü, Paratoner mi?
- Anayasa Hukukçuların Değil, Benim Sorunumdur
- Anayasa, Demokrasi ve Vali Tandoğan
- "Constitution" Ne, "Kanun-i Esasi" Ne?
- "Anayasa" Bir Yasa, "Anayasa Mahkemesi" de Bir Mahkeme midir?
- Hukuk, Yasa ve "Anayasa"
- Haşim Kılıç ve Anayasa
- "Üstat Öyle Buyurmuş..."
- Siz Kiiiiim, Entelektüel Olmak Kim?
- LAİSİZM, DEMOKRASİ VE KEMALİZM
- Demokrasi, Seçim ve "Aristidis Kompleksi"
- Kemalizm, Gerçekten "Atatürkçülüğün" Bir Başka Adı mıdır?
- Put ve Heykel
- Atatürk'ü Kim Putlastırdı, Kim Tabulaştırdı Acaba?
- Çankaya Sofrası
- Tevhid-i Tedrisat Yasası ve Vakıf Üniversiteleri
- Öğretmenler Günü Üstüne
- Kültür, Uygarlık ve Atatürk
- Dil Bayramı ve Atatürk'ün Dil Devrimi
- Gerçekten, Yakın Tarihimizi Biliyor muyuz?
- "Amerikan Mandası" ve Halide Edip
- Gene "Amerikan Mandası" Üstüne
- Soğuk Savaş ve "Amerikan Mandası"
- Ayıkla Pirincin Taşını
- Sevgili Ali'ye Mektup
- "Galat-i Meşhur"
- Sevgili Agop Arat, Soykırım, Hitler ve Mustafa Kemal Üstüne
- Tevfik Fikret'i Anarken
- Talat Paşa ve Edebiyat
- Demokrasi mi? Teokrasi mi?
- iktidar Partisi Kapatılamaz, Ama Muhalif Parti Lideri Tutuklatılabilir
- Demokrasilerde Gerçekten Parti Kapatılamaz mı?
- Ergenekon ve Ordu
- Avrupalılar "Reform" Demiyorlar mı
- Demokrasi Havarisi (!) Avrupa ve İkiyüzlülük
- Adalet Ağaoğlu Usulü Demokrasi
- Gerçekten, Nasıl Bir Şeydir Acaba Şu "Derin Devlet"?
- Ordu ve Demokrasi
- "Cinci Akçesi"
- "Münazara" mı, "Münakaşa" mı?
- "Tolerans" Gerçekten "Hoşgörü" Demek midir?
- Laiklik ve Türban
- Laisizm Konusunda Bir "Günah Çıkarma" Denemesi
- Gerçekten "Laisizm" Nedir?
- Bir Televizyon Programının Düşündürdükleri
- DEMOKRASİ VE EDEBİYAT
- Neş'et Çağatay Hoca ve Şeriatçı Dinsel Terör
- Dinselleştirilmemizin Silahşorları
- Ekmeleddin İhsanoğlu Kimdir, Biliyor musunuz?
- Belediyeler ve Şeriat
- "Hayvan Dedikse, Saka Kuşu Demişiz Sanmayasın..."
- Gene Gürcistan ve Kafkasya Üstüne
- Prof. Şerif Mardin, Bilim ve Soğuk Savaş
- Aziz Nesin'e Çoook İhtiyacı Var Bu Halkın
- Benim Sağır, Dilsiz ve Kör Halkım
- Aman Dikkat !
- Yaşar Kemal ve Avrupa Birliği, Ilımlı İslam vs Üzerine
- Kraliçe'nin Uçak Gemisi
- Nâzım Hikmet ve Yurttaşlık
- Milliyetçilik, İrredantist Milliyetçilik ve Irkçılık
- Ortaçağ ve "Anadil"
- Bağımsızlık, Dil ve "Devletin Anadili"
- Bir Yoldaşımı Daha Yitirdim
- "Başın Öne Eğilmesin..."
- Halit Refiğ'in Yeni Kitabı: "Tek Umut Türkiye"
- "Sanatçının Atölyesi"
- Susan Sontag ve Günümüz Amerikan Edebiyatı
Önce Birkaç Söz
Parlamenter düzene güya yüz küsur yıl önce geçmiş olmamıza karşın, siyasi parti yöneticilerimizin bile demokrasiyi salt siyasi parti, seçim ve meclis olarak değerlendirip örneğin sendikalaşmayla, dernekleşmeyle ilgili yasaklarla ilgilenmemelerine; rejim ve yönetim kavramlarının arasındaki farkı hiç önemsememelerine; seçimlerde önseçim yapılmasından pek hoşlanmamalarına; parti içi demokrasi konusunun tartışılmasına asla yanaşmamalarına, milletvekillerinin dokunulmazlığına dokunulmasına kesinlikle izin vermemelerine ve sık sık "laisizm" kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyip, iktidarı ele geçirir geçirmez de hemen "anayasayı" değiştirmeğe veya yeni bir "anayasa" hazırlamağa kalkışmalarına bakılırsa, Tanzimat'tan bu yana bolca ithal ettiğimiz demokratikleşme ve çağdaşlaşma ile ilgili batılı kavramların anlamlarını hâlâ yeterince kavradığımızı söyleyebilmemiz galiba gerçekten olanaksızdır.
Örneğin, şu Frenkçe Constitution kavramının anlamını, Tanzimat aydınlarının uydurduğu Meşrutiyet sözcüğü ile Kanun-i Esasi veya Teşkilat-ı Esasiye Kanunu tamlamaları ve 1947'lerden itibaren kullandığımız gerçekten çok şirin Anayasa deyiminin tam karşılayıp karşılamadığını Cumhuriyet gazetesi ile Aydınlık dergisinde defalarca yazdığım halde, ne yazık ki hukukçularımız dahi, ola ki kavramlar üzerinde bunca durmamı bir meslek hastalığı diye değerlendirip tartışmağa bile yanaşmadılar.
Oysa Meşrutiyet sözcüğü ile Kanun-i Esasi veya Anayasa terimlerinin Batı dillerinde karşılıkları bulunmadığı için, aynı aydınlar bu konudaki yazılarını o dillere aktarırken gerek Meşrutiyet, gerekse Kanun-i Esasi veya Anayasa terimlerini Constitution diye çevirmektedirler Frenkçeye.
Gene bilindiği gibi ortaçağ deyimi aslında Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nun resmi dini haline getirilmesinden sonra Batı Avrupa'da ta 15.-16. yüzyıla kadar yaşanmış Katolik Batı dünyasıyla ilgili bir dönemin özel adıdır. Ama aydınlarımız ortaçağ deyimini sanki bütün insanlık tarihi için geçerliymiş gibi kullanmakta da bir sakınca görmemektedirler.
Oysa ortaçağ Batı Avrupa Hıristiyan kiliselerinin egemenliğindeki devletlerin dışında başka hiçbir yerde yaşanmamış olduğu için, öteki tektanrılı dinlerle de ilgili değildir. Ne var ki, Rönesans döneminde yüzyıllar boyu süren savaşımların Katolik Kilisesi krallıklarına karşı verilmiş olmasına karşın, tarihçilerinin Katolik Kilisesi krallığı yerine ısrarla kullandıkları "teokratik devlet" deyiminin, dilimize "tektanrılı din devleti" şeklinde de değil, "din devleti" olarak aktarılması, kavramların daha karışmasına neden olmuştur kendiliğinden.
Çünkü bilindiği gibi, bugün dünyada özellikle de Orta ve Güney Asya ile Uzakdoğu'da, tektanrılı dinlerin dışında panteist, animist ve çoktanrılı pagan dinlerine de inanan milyarlarca insan yaşamaktadır. Bu nedenle, salt Katolik Batı Avrupa tarihine bakarak bütün toplumsal sorunlara çözüm aramak elbette söz konusu dahi olmasa gerektir.
Amacım, kitaptaki yazılara şöyle bir göz atılınca da anlaşılacağı gibi, sorunlarımızı doğru kavrayabilmemiz için önce kullandığımız kavramlar üzerinde biraz daha ciddiyetle durmamız gerektiğini anlatmağa çalışmaktır. Başka derdim yok.
Sürçü lisan ettimse, affola...
Mart 2009, Yeniköy
DEMİRTAŞ CEYHUN
ANAYASA YASA MIDIR
İngiltere'de ilki 1215 yılında imzalanan ve yüzyıllar boyu süren kanlı savaşlar sonucu sayısı 44'ü bulan "Magna Carta"larla, varlığını kutsal güçlerden alan kralın "teokratik devlet'ine karşı egemenliğin parlamento aracılığıyla halka devredildiği "laik devlet" düzeni kuruldu.
Osmanlı "anayasa" kavramı ile ilk kez 1876'da tanıştı. Osmanlı aydınları Avrupa'daki "parlamentolu krallık" sistemini Kuran'ın Ali imran Suresi'ndeki "meşveret" sözcüğüne dayandırarak Sultan Abdülhamit'e ilan ettirdikleri "Kanun-i Esasi" ile İngiltere'deki gibi bir meclis açılmasını sağladı. Bu arada Osmanlı aydınları, Arapça "şart" kökünden "şartlı yönetim" anlamında "meşrutiyet" diye bir sözcük uydurdu. Osmanlı aydınlarının bu çarpıtmasını batılılar hemen benimseyip 20. yüzyıl başında Ortadoğu'yu sömürgeleştirip işbirlikçilerini ülkenin kralı yaparken başarıyla kullandı!
Dünya tarihinde laik devlet düzeni yasalarla, seçimle veya halk oylamasıyla değil devrimle kabul edilmiş toplumsal sözleşmelerle kurulmuştur. Kısacası anayasa, kolayca değiştirilebilecek herhangi bir yasa değil, toplumsal bir sözleşmedir ve ancak karşıdevrimle değiştirebilir.
|
|
ASYA
Demirtaş Ceyhun
|

Demirtaş Ceyhun, ilk romanı olan Asya'da, Şeyh Sait ayaklanması sırasında küçük bir çocuk olan Kürt kökenli Abuzer'...
Detaylı Bilgi |
16.00 13.60
|
|
|
| ANLAM KOVALAR BİZ KAÇARIZ |  | | Hürriyet Yaşar, gündelik dilin en yüzeydeki bir tek sözcüğünden yola çıksa da, derindeki anlamların izini sü... Detaylı Bilgi | 10.20/ YTL | |
|
|  | | YÜREĞİN SESİ ZEYTİN ÜLKESİ |  | "Bol pınarlı İda'dır" bir adı; Mıhlı, Şarlak, Şahin Deresi / Bir kayadan duman duman / On yedi metre atlayan / Sutüven...
Gö... Detaylı Bilgi | 11.90/ YTL | |
|
|
ÂŞIK KADINLAR SOKAĞI Hikmet Çetinkaya |  | Evin holünde uzun bir zaman...
Kadın, erkeğe gülümsüyor...
Erkek "bir oyun" olduğunu o anda seziyor... Detaylı Bilgi | 12.75/ YTL | |
|
|  | ANLAM KOVALAR BİZ KAÇARIZ Hürriyet Yaşar |  | | Hürriyet Yaşar, gündelik dilin en yüzeydeki bir tek sözcüğünden yola çıksa da, derindeki anlamların izini sü... Detaylı Bilgi | 10.20/ YTL | |
|
|
ÖZLEŞTİRME DURDURULAMAZ! Ömer Asım Aksoy |  | "Özleştirme durdurulamaz"
Ömer Asım Aksoy'un bu sözleri, günümüzde özdeyişe dönüşm&uum... Detaylı Bilgi | 7.50/6.38 | |
|
|  | NECLA Bir Güneydoğu Gerçeği Hikmet Çetinkaya |  | Onun öyküsüyle hiç kimse fazla ilgilenmedi; on dört yaşında yaşamın kirli sularında yok olup gitti... Sisli ve soğuk bir Di... Detaylı Bilgi | 13.00/11.05 | |
|
|
|
Tarih secin...
| |