Yeni devlet, yurttaşlık eğitimini gerçekleştirmek zorundadır. Halk egemenliğinin engelleri ortadan kaldırılmadan yenileşme devinimlerine girişilir. 3 Mart 1924’te Hilafetin kaldırılmasıyla birlikte Tevhidi Tedrisat Kanunu (Eğitim Birliği Yasası) kabul edilir. Tekkeler, medreseler, daha sonra da İmam Hatip Okulları kapatılır. Bu kitabında Mehmet Başaran, işte bu eğitim devrimini, doğal ve toplumsal çevreyi değiştiren, bunu yaparken kendisi de değişen insanların öyküsünü anlatıyor.
MEHMET BAŞARAN
Özgürleşme Eylemi: KÖY ENSTİTÜLERİ
Köy Enstitüleri, bilimin yol göstericiliğiyle eğitim ortamının köklü bir şekilde dönüştürülmesini amaçlıyordu. Yalnız okuryazarlığı yaygınlaştırmak, tüm köyleri okula kavuşturmak ve öğretmen yetiştirmek değildi amaç. Tarihsel koşulların sağladığı olanaklardan yararlanarak; eğitimi; emekçi üretici halkı bilinçlendirerek, siyasal bir güç durumuna getirici; sömürü düzenini zorlayıcı, değişmeyi hızlandırıcı bir eyleme, özgürleşme eylemine dönüştürmekti.
"Enstitüler, içinde yaşayanların ortak malları ve ortaklaşa yönettikleri yıkılmaz kurumlar durumuna gelmeli" diyordu Tonguç. Üretici güçlerin kendilerini yenileyerek canlanması, örgütlenmesi, yaşamlarına çağdaş boyutlar kazandırmalarıydı bu. Yani herkesi yeteneğine göre işe yaratan, yapıcı, yaratıcı duruma getiren, çalışmaları yarışmaya değil, dayanışmaya dönüştüren coşkulu bir yaşam...
"Katkıda bulunduğu oranda almanın, topluma yararlı olmanın mutluluğunu duyan" bir topluluk...
Bu kitabında Mehmet Başaran, işte bu eğitim devrimini, doğal ve toplumsal çevreyi değiştiren, bunu yaparken kendisi de değişen insanların öyküsünü anlatıyor.