| |
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: Anı
Baskı: 1. baskı
Sayfa: 480
ISBN: 975-6747-44-7
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
Yıldız Sertel, babası Zekeriya Sertel'in Türkiye tarihine tanıklık eden yaşamını yazıları ekseninde bizlere anlatırken, yaşadığımız coğrafyanın toplumsal, siyasal olaylarına ve bunların etkilerine de ışık tutuyor.
ÖNSÖZ
Bu kitabı niçin yazdım?
"Annem Sabiha Sertel Kimdi? Neler Yazdı?" başlıklı kitabımı yazdıktan sonra babam hakkında da bir kitap yazmak gerekiyordu. Hatta Sami Karaören," Şimdi sıra babanda," demişti. Zaten onun önde gelen niteliği gazetecilikti. Gazetecilik onun kişiliğinin ayrılmaz bir parçasıydı. Bu mesleğe daha 1911'de Selanik'te başlamış, 1980'de ölene kadar kalemi elinden bırakmamıştı. Bu dönemde yazdığı yazı ve kitaplara dayanarak bir kitap yazmaya koyuldum. Bu yolla hem Gazeteci Zekeriya Sertel ve onun kişiliği ortaya çıkacak, hem de Türkiye nin siyasal, toplumsal tarihinde birtakım olaylar aydınlanacaktı. Sanırım ki, gazeteci Zekeriya Sertel'i anlatırken, bir ölçüde basın tarihini de yazmış oldum.
ZEKERİYA SERTEL KİMDİ? Bu soruyu bana pek çok kişi ve hatta babamın dostları sormuşlardır. Çünkü o anlaşılmamıştı. Pek çok kimse, hâlâ "Sertel" dedin mi, "O komünisttir" der. Sol görüşlü pek çok kimse ise onu yeterince sol bulmaz, sekterce bir yaklaşımla " O sağa kaydı, Sovyetlerbirliği'ni yerdi, Nâzım Hikmet'i küçülttü" derler. Bu kitapta, insan Nâzım'ı yazdığı için, neden Moskova yanlısı solun saldırısına uğradığına dair ilginç bir bölüm bulacaksınız. Gerçek oydu ki, Zekeriya Sertel ne sağcıydı, ne de solcu.
Kızı ve bu kitabı yazmak için, yetmiş yıl boyunca, yazmış olduklarını okuyan biri olarak, babamın kimliği ve fikirleri hakkında aşağıdaki izlenimlerimi belirtmek isterim:
1. O, daima ideolojilerin üstünde kalmayı yeğlemiş bir gazeteci idi. Özgürlük ve demokrasiye tapmış, bir gazeteci olarak, gerçekleri olduğu gibi vermeyi bir görev saymıştı. O, sağ sol düşünmeden, kamu oyuna doğruları bildirmeyi gazetecilik namusunun bir gereği olarak görmüş ve bundan hiçbir zaman şaşmamıştır. Bunu yapabilmek için de, başkalarına alet olmamaya büyük bir özen göstermiştir. Örneğin, otuzlu yıllarda kurulan Serbest Fırka'yı bir muhalefet partisi gereklidir görüşüyle savunmuş, ancak o sıralarda çıkardığı SON POSTA gazetesini partinin organı haline getirmemiştir. Aynı şekilde, A. Menderes ve Celal Bayar ile beraber, Demokrat Parti'nin programını hazırlamış, ancak başyazarı olduğu TAN gazetesini bu partinin organı haline getirmemiştir. Büyük sermayeye hiçbir zaman yanaşmamış, çıkardığı dergi veya gazetelerin tam bağımsızlığına büyük bir özen göstermiştir. Bu büyük özgürlük zaman zaman sağı da, solu da rahatsız etmiştir.
2. 1911'den beri yazmış olduğu yazılar onun zamanının önünde bir düşünce mekanizmasına sahip olduğunu gösteriyor: Meşrutiyet devrimi döneminde," YENİ FELSEFE" dergisinde kadın haklarını savunuyor, kadınları küçülten, beyinleri uyuşturan köhne gelenekleri yeriyor. Daha Cumhuriyetin ilk yıllarında sansüre karşıydı. O gün için belki bir hayal olan sınırsız basın özgürlüğünü ve çok partili demokrasiyi istiyordu. İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda, uğrunda savaştığı demokratik hak ve özgürlüklerin de günün koşullarının önünde olduğu söylenebilir. TAN gazetesi o yüzden yıktırıldığına ve bugün hâlâ bu haklar için mücadele edildiğine göre...
3. O, yerine ve zamanına pek de bakmadan doğruyu, düşündüğünü söylemekten korkmayan, belki de biraz pervasız bir gazeteciydi. İnandığı şeyler için korkmadan, yılmadan savaştı. Bu yüzden başına hapis, sürgün gibi pek çok belalar geldi. Ama o hiç susmadı. O yüzden bazı arkadaşları ona," susmayan adam" adını takmışlardı.
Yurtdışındaki yaşamı sıla içinde geçti. Orda da bir vatandaş olarak hakkı olan pasaportu alabilmek için, 80 yaşında sekiz yıl savaşmaktan geri durmadı. Bu savaş Demirel ve Korutürk'ten, FIEJ'e kadar uzandı.
Bu süre içinde yakından tanıdığı Sovyetlerbirliği (oradaki yaşam, devrim ve bunalım), ABD, Avrupa ve Çin hakkında kitap ve yazılar yazdı. Bu kitapta, bu yapıtların özetlerini, Nâzım Hikmet'le beraber geçirdiği günleri, Aziz Nesinle mektuplaşmasını da bulacaksınız.
Kısacası, onun öyküsü uzun, zengin, dolu ve verimli bir yaşam öyküsü. Buna doğruyu söyleyen, susmayan bir gazetecinin dramı da diyebilirsiniz.
İlgiyle okuyacağınızı umuyorum.
YILDIZ SERTEL
Göztepe, 27Kasım 2000
YILDIZ SERTEL
SUSMAYAN ADAM Babam Gazeteci Zekeriya Sertel
Yıldız Sertel, babası Zekeriya Sertel'in Türkiye tarihine tanıklık eden yaşamını yazıları ekseninde bizlere anlatırken, yaşadığımız coğrafyanın toplumsal, siyasal olaylarına ve bunların etkilerine de ışık tutuyor. Mehmet Zekeriya, 1911'de, Selanik'te, "Yeni Felsefe" dergisini Ziya Gökalp ve Yunus Nadi ile birlikte yayımlarken, Meşrutiyet Devrimi'nin bir parçasıdır. Yeni bir toplum, yeni bir düzen, yeni bir felsefe arayışının temsilcisidir.
1924'te, Yunus Nadi ile Cumhuriyet Devriminin gazetesini, Cumhuriyet'i yayımlarken, o günün saltanat ve hilafet yanlılarına karşı halkı uyarma görevini, Atatürk'ün isteği doğrultusunda yerine getirmektedir.
Mehmet Zekeriya'yı, eşi Sabiha Zekeriya ve Nâzım Hikmet'le birlikte "Resimli Ay" dergisinin başında, yeni kurulmuş bir cumhuriyetin eğitim, dil, kültür gibi önemli sorunlarını ele alırken görürüz sonra. "Yeni bir toplum, yeni bir düzen, yeni bir felsefe" uğruna savaşımını duraksamadan sürdürür, Cumhuriyet Devrimi'nin dalga dalga topluma yayılması için çabalarken, hazırlayıcılarından olduğu yeni rejimin hatalarını, başgösteren yolsuzlukları dile getirmekten, eleştirmekten de geri durmaz. Bu yüzden sürgünlerle tanışır. Sinop'a sürülmekle de yılmaz, 1930'larda yayımladığı "Son Posta" gazetesindeki eleştirileri nedeniyle 3 yıl hapse mahkûm edilmekle de... Kamuoyu tarafından tanınması, daha çok Tan gazetesiyle olmuştur.
Zekeriya Sertel, kimdi? Komünist de denildi onun için, gerici de... Hangisiydi? 4 Aralık 1945'te Tan gazetesine neden saldırıldı? "Nâzım Hikmet'in Son Yılları" kitabını hangi düşünceden hareketle yazdı? "Susmayan Gazeteci" Sertel'in yaşamını, kafalarda bıraktığı soru işaretlerinin karşılığını, yine Sertel'den okuyacaksınız...
|
|
| VUR EMRİ Bir Asteğmenin Tunceli Anıları |  | Cumhuriyet gazetesi yazarı Ümit Zileli askerliğini 1985-86 yıllarında Tunceli’de Jandarma Komando Asteğmen olarak yaptı.
Tanık olduğ... Detaylı Bilgi | 9.10/ YTL | |
|
| |
VUR EMRİ Bir Asteğmenin Tunceli Anıları Ümit Zileli |  | Cumhuriyet gazetesi yazarı Ümit Zileli askerliğini 1985-86 yıllarında Tunceli’de Jandarma Komando Asteğmen olarak yaptı.
Tanık olduğ... Detaylı Bilgi | 9.10/ YTL | |
|
| |
ANILAR Bir Cumhuriyet Kızı Müşerref Hekimoğlu |  | "Anılar" gazeteciliğe adanmış bir yaşamın içinden gerçekler. Gazeteciliği "meslek" olarak düşünenlere &qu... Detaylı Bilgi | 22.00/15.40 | |
|
|  | BİR KADIN YAZGISI Teslime Nesrin |  | Hakkında tutuklama emri çıkarılan, aşırı dincilerin "ölüm fermanı" ile aradıkları Bangladeşli yazar Teslime Nesrin'in iki ... Detaylı Bilgi | 7.00/4.90 |  |
|
|
| | Yazar Hakkında | | | Yıldız Sertel |
|
| |