Vedat Günyol, zamanla sınırlandırılacak bir yaşamın adı olmaktan çok, insanlığın ve elbette dünyamızda yaşanan olayların yakın bir tanığı olması nedeniyle de dünden bugüne, bugünden yarınlara kurulan bir köprüdür. Kendisi için hazırlanan kitabı, belgesel bir yapıta dönüştüren bu yazılar, aynı zamanda, onun tarihsel kişiliğe ilişkin bilgileri de içermesiyle okurlara geniş ufuklar sunmaktadır.
SUNU
İstanbul'da Maltepe'de yayımlanmakta olan "Kayalık" adlı kültür sanat dergisi için evinde yaptığım bir söyleşide, şöyle dediğini anımsıyorum: " Kendimi bildim bileli iki zıt düşüncenin çatışması arasında buldum. Birincisi, adliye müsteşarı dedem Ahmet Şükrü Efendi'nin bağlanıp inandığı dinsel düşünce; ikincisi, 1900 yılında Jön Türklere katılmak için Paris'e kaçan babam Ali Fikri Bey'in gönül koyduğu 'bilimsel düşünce'. Ben babamın etkisiyle daha çok 'bilimsel düşünce'ye gönül bağladım. Ve 88 (şimdilerde 94) yıldır bu yola baş koymuş biri olarak bilimsel düşüncenin aydınlığını insanlara taşımaya çalıştım. Dinsel karanlığın, onulmaz bağnazlığın deli gömleğini halka giydirmeye çalışanlara inat..."
Anlaşılacağı gibi Vedat Günyol adı, yalnızca benim açımdan değil, Atatürk'le başlayan 1923 Aydınlanma Devrimi'nin, Orhan Burian'ın deyimiyle "Türk Rönesansı "nın, Vecihi Timuroğlu'nun deyimiyle de "Yazınımızdaki Toplumsala Hümanizmanın " ve ekinimizin, daha da önemlisi eğitim-öğretim yaşamımızın, onunla birlikte gelişen insancıl (hümanist) düşüncenin çok önemli bir dönemecidir, buluşma ve ayrışma noktasıdır.
Vedat Günyol'u değerlendirirken tüm bu saydığımız süreçlerin göz ardı edilmesi, bu sürece tüm yaşamı boyunca eklediklerini, bu sürecin onun varlığına kattığını hiçe saymak demektir. Vedat Günyol adı,
yaşadıkları ve yaptıklarıyla yalnızca kendi dönemi içinde kalacak, donacak şeyler olmadığı da çok rahatlıkla bilinebilecek ve herkesçe be-nimsenebilecek değerlerden oluşmaktadır. O, zamanla sınırlandırılacak bir yaşamın adı olmaktan çok, insanlığın ve elbette dünyamızda yaşanan olayların yakın bir tanığı olması nedeniyle de dünden bugüne, bugünden yarınlara kurulan bir köprüdür. Kendisi için hazırlanan kitabı, belgesel bir yapıta dönüştüren bu yazılar, aynı zamanda onun tarihsel kişiliğine ilişkin bilgileri de içermesiyle okurlara geniş ufuklar sunmaktadır. Bütün bunlar, tarihsellikle bezenmiş bir kimlikle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor bizlere.
Bu kitapta yer alanlara gelince:
95 yazı...
Dostları ve öğrencileriyle yazıştığı mektuplar...
Kendisiyle değişik dönemlerde yapılmış çeşitli dergi ve gazetelerdeki söyleşiler...
Ufuklar, Yeni Ufuklar ve Çan Yayınları'ndan kalan belgeler...
Vedat Günyol'un tuttuğu el yazısı notları ile yakın dostları ve tanıdıklarının kendisine yazıp bıraktığı notlar...
Gazetelerde, dergilerde Vedat Günyol hakkında çıkan haberler, duyurular...
Kendi belgeliğinden onun izniyle aldıklarımın yanında, bende bulunan ve yakın dostlarının bu kitapta kullanmam için gönderdikleri fotoğraflar, belgeler...
Vedat Günyol için söylenmesi gerekenlerin hemen hepsine yer verilmeye çalışıldı; ama, ulaşamadıklarım da elbette olmuştur. Bu kitap, dikkatli okuyucular ve Vedat Günyol ile bir dönem yolları kesişenlerin katkılarıyla bizim göremediğimiz, bilemediğimiz kimi ayrıntıların bulunup gün ışığına çıkarılması ile tamamlanacaktır.
Ben yazın meraklısı, öğrenme tutkusuyla dolu, Türkçenin vurgunu, 'bir öğrenci öğretmenim' yalnızca. Sonuçta ortaya çıkan bu yapıt bilimsel bir çalışma olmadı, olamazdı da. Zaten böyle bir çabanın içine hiç mi hiç girmedim. Sanatın içinde kalarak, sanatın kendi iç disiplininin gerektirdiklerini yapmaya çalıştım. Çünkü sanat, kendine özgü disipliniyle diğer bütün alanlardan ayrılır. Özellikle de yazın sanatının öngördüğü disiplin içinde resimsel kurgulardan da yararlanılarak ortaya çıkan bir çalışma oldu bu daha çok. Eminim ki okuyucu bunu ilk okumada rahatlıkla algılayacaktır.
Şunu da söylemeli:
Kitapta yer alan yazıların çağrışımlarından yola çıkarak peşine düştüğümüz olaylar dizisinin bize sunduğu bir tarihsel arka planın bulunduğunu da söyleyebiliriz. Bunu göz ardı etmemek gerek. Okuyucu, yalnızca bir kişinin yaşamöyküsünü okuyor olmayacak, yirminci yüzyılın, insanlığın, insanımızın yaşadıklarını da yeni baştan anımsatan bu tarihsel örgünün de içinde olacaktır.
95 yazar, kendi pencerelerinden bakıp tuvallerinde bir Vedat Günyol portresi çizdiler. Bize düşense, bu portrelerin oluşturduğu yaşam serüveninin ya da serüvene dönmüş yaşamın bütünlüğü içinde tarihsel bakış açısını iyi kavramaktır. Bu tarihselliğin arka planındaki olaylar, insanlığın geçirmiş olduğu evrimleşme sürecinde yer alan büyük acılar ve sevinçleri de içinde barındırmaktadır. Balkan Savaşı'yla başlayıp Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'nın ardından emperyalizme karşı girişilen Kurtuluş Savaşımız ve İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı...
Deyim yerindeyse bu yaşamı dolduran her olay, tarihselliğini kendi içinde barındıran bir "diyalektik bütünlük" göstermektedir, kendilerinden sonrakilere yeni ortam, yeni koşullar hazırlamış olarak. Ancak bu bütünlükle baktığımızda Vedat Günyol'u, yaşadığı dönemi, o dönemdeki olayları, 1923 Aydınlanma Devrimi'ni, Cumhuriyeti, hümanizmayı, hepsinden önemlisi bütün bunları kazandıran Mustafa Kemal Atatürk'ü daha iyi anlarız. "Olup bitenlere" gerçek anlamları ile bakarak, bunları kendi tarihsellikleri içinde değerlendirip günümüzle ilgili çıkarımlar yapabildiğimizde asıl öze ulaşmış oluruz.
Yazarların kitapta vurguladığı bu düşünceler, bu sözler hangileridir:
"Yazınımızda Toplumsalcı Hümanizmanın Kurucusu" (Vecihi Timuroğlu)
"Vedat Günyol: ATAYAZAR" (Atalay Yürükoğlu)
"Büyük Aydınlanmacımız Dünyaya İnsan Sıcaklığı Yayan Vedat Günyol" (Mehmet Başaran)
"Vedat Günyol: Aydınlık Yürek" (Peride Celal)
"Vedat Günyol Sevgili Bir Bilgedir" (Prof. Dr. Türkan Saylan)
"Erdem, Aydınlık ve Bilgelik Örneği Olarak Vedat Günyol" (Arslan Kaynardağ)
"Vedat Günyol: Örnek Bir Devrimci" (Prof. Dr. Cevat Çapan)
"Gerçek Bir Öğretmen" (Talip Apaydın)
"Çağdaş Hümanizmanın Görkemli Yaratıcılarından Biri" (Öner Yağcı)
"Hümanist Bir Düşünür" (Prof. Dr. Gülten Kazgan)
"İnsancı Bir Düşünce Adamı" (Konur Ertop)
"Gülümseyen İnsan Sıcaklığı" (Nafize Öztürk)
"Yeni Zaman Evliyası" (Pakize Türkoğlu)
"Alçakgönüllülük(1) Arkasındaki Deha"(Necmi Sönmez)
"Bilimsel Aydınlığın Dinsel Karanlığa Üstünlüğüdür Vedat Günyol" (Ali Ekber Ataş)
Daha başka şeyler de söylendi:
Aydınlanmacı...
İnsancıl...
Devrimci...
Sevgi Mabedi, Gönül Adamı...
Dost...
Alçakgönüllü Bir Derviş...
Bir Eski Zaman Bilgesi...
Kişilik Anıtı...
Düşünür...
Çağdaş, Laik ve Atatürkçü...
Çeviri Ustası, Yazar, Denemeci, Yayıncı, Eleştirmen...
Hümanist Bir Solcu, Sosyalist Bir Devrimci...
Hukukçu. Fakat hiçbir zaman benimsememiş ve yapmamış bir hukukçu... Hep benimsediğinden yaşamını öğretmenlik alanında insanlara, insanlığa adamış...
Bağnazlığın üstüne üstüne giden, gözünü budaktan sakınmayan bir savaşımcı...
Karanlığın bağrına saplanmış bir ışık. İnsanlık denizinin söndürülemeyen deniz feneri. Herkes yönünü bulsun diye o hâlâ aydınlığında direniyor, aydınlatmayı inatla sürdürüyor.
Söylenenlerden, yazılıp çizilenlerden çıkan sonuç şu: Vedat Günyol'un insan olarak kişiliğinde, birey olarak kendisinde bulunan bu "değerler", "değer olarak kavramlar" onun yaşamının taa kendisidir, dünya görüşüdür; insana bakış ve kavrayış konusunda insancıl bir düşünür olmasının da göstergesidir.
Yukarıda anlatılanlarla değerli "öğretmenimizin" bir "kişilik anıtı" olarak denkleşmesi, örtüşmesi çok sık rastlanan bir durum değil, güzel Türkiyemizde.
Kaçımız böyle bir yaşamı ardımızda bırakabileceğiz?
Bırakanlar kaç kişi?
Ya da böylesi onurlu bir yaşamı "ideallerimizin" önüne koyup gerçekleştirmeye kaçımız aday? Sorular... Sorular... Sorular...
İşte asıl sorun bunu başarabilmekte!
Hiç kimsenin bu konuda bir kuşku taşımadığından, hatta herkesin bu söylenenler konusunda düşünce birliğinde olduğundan eminim.
Böyle bir "yaşamöyküsüne " bir sayfa eklemek ya da Vedat Günyol deryasına, dostlarının imeceleriyle de olsa katkıda bulunmak, onu daha da çoğaltmak onurunu yaşadığım için çok mutluyum.
Teşekkürler Vedat Günyol öğretmenim, teşekkürler...
Bu kitabın içeriğini oluşturan, dolduran ve bütünleyen yazılar ve yazarları, her biri ayrı bir yol, ayrı bir dünyadır bana göre. Bu kitap için de olsa kendi dünyalarından ayrıldılar ve "100'E 5 KALA VEDAT GÜNYOL" kitabının sayfalarındaki yerlerini aldılar. Bu yol onları '1923 Aydınlanma Devrimi'nin, "Hümanist Bir Solcusu"na, "Sosyalist Bir Devrimci"sine, "Yazınımızda Toplumsalcı Hümanizmanın Kurucusu"na, hepimizin öğretmenine götürdü. Aydınlanmacıların buluşma noktasıydı burası. Herkes içinse bir kavşak noktası... Onlar insanlığın ortak evrensel söylemlerini kendi söylemleri yaptılar. Ve insanlığa, çevrelerine, coğrafyalarına, Türkiyemize ve Türkçemize güzellikler kattılar. Biz, biraz da bu güzelliklerin ürünü değil miyiz?
Ali Ekber Ataş
15.06.2004
Kartal/İstanbul
(1) Yazar kendi metninde mütevazılık olarak kullanmıştır.
ALİ EKBER ATAŞ
100’E 5 VARDI Vedat Günyol’a Armağan
Vedat Günyol, zamanla sınırlandırılacak bir yaşamın adı olmaktan çok, insanlığın ve elbette dünyamızda yaşanan olayların yakın bir tanığı olması nedeniyle de dünden bugüne, bugünden yarınlara kurulan bir köprüdür. Kendisi için hazırlanan kitabı, belgesel bir yapıta dönüştüren bu yazılar, aynı zamanda, onun tarihsel kişiliğe ilişkin bilgileri de içermesiyle okurlara geniş ufuklar sunmaktadır.
Bu kitapta: 95 yazı…
· Dostları ve öğrencileriyle yazıştığı mektuplar…
· Kendisiyle değişik dönemlerde yapılmış, çeşitli dergi ve gazetelerdeki söyleşiler…
· Ufuklar, Yeni Ufuklar ve Çan Yayınları’ndan kalan belgeler…
· Vedat Günyol’un tuttuğu el yazısı notları ile yakın dostları ve tanıdıklarının kendisine yazıp bıraktığı notlar…
· Gazetelerde, dergilerde Vedat Günyol hakkında çıkan haberler, duyurular…
· Kendi belgeliğinden onun izniyle aldıklarımın yanında, bende bulunan ve yakın dostlarının bu kitapta kullanmam için gönderdikleri fotoğraflar, belgeler
yer almaktadır.
ALİ EKBER ATAŞ