|
|
|
|
Ek Bilgiler:
Kategori: Deneme
Cumhuriyet Kitapları
Baskı: 2. baskı
Sayfa: 624
ISBN: 975-6747-84-6
|
|
|
|
(Alışverişiniz güvence altında)
|
|
Küreselleşen kapitalizm şu yuvarlak ve dönen dünyada mutluluk üretmedi...
Terör üretti...
Neden?..
Çünkü kapitalist düzenin düşmana ihtiyacı var...
Prof. Dr. Türkel Minibaş'ın dediği gibi:
"...bu kez düşman, ne rekabet gücü yüksek bir ülke ya da ülkeler grubu, ne de beş yüz sene önce olduğu gibi zengin maden ve hammadde kaynaklarına sahip Kızılderililer..
Bu kez düşmanın adı: Terör!"
İÇİNDEKİLER
- TEŞEKKÜR
- ÖNSÖZ: İLHAN SELÇUK
- BAŞLARKEN
- GİRİŞ
- "Artık Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Olmayacak"
- HARİTALAR YENİDEN ÇİZİLİRKEN
- Haritalar Yeniden Çizilirken
- Önce Parçala Modeli: BOP
- BOP ya da GOKAP Fark Eder mi?
- BOP: Siyasi Alzheimer'in Aynası mı?
- Yeni Egemenlik Savaşının Patronu ABD mi, AB mi?
- Kapitalizmi Kim Kurtaracak?
- Terör Bahane Rambo işbaşında!
- Terör Globalizme Karşı
- Eyvah, Sam Amca Resesyonda!
- Terörün Dini de, Milliyeti de, Rengi de Var!!
- Petrol Savaşı Kızışırken.
- Irak Bahaneli SAVAŞA HAYIR!
- Petrol Savaşı Kimin İçin!
- Savaş Hükümetini de Seçtik!
- Savaşa Neden Hayır Desinler ki!
- Irak'taki Hafriyatın Talibi
- 2003: Kapitalizmin Hafriyat Yılı
- AB&ABD'nin İskele Kalesi: Kıbrıs
- Savaş GAP Bölgesinde Ama
- 6 Milyar Dolara Savaş Finansörlüğü
- Bu Körfez Savaşı Değil ki!
- Olağanüstü Hal Başlar mi?
- Asteriks Hamburgere Karşı
- KÜRESEL MİMARLARIN DÜNYASI
- Clinton'ın Koltuğu Dünyanın Geleceği
- Küresel Mimarinin Hükümeti Cenova'da Yaratılan İlüzyon!
- Porto Alegre'de Kurulan Gelecek
- Johannesburg'daki Sürdürülebilir Globalizm
- 15 Aralık'a Dikkat!!!
- Bush'a Tam Yetki!
- George Soros Kâhin mi?
- YAĞMA DÜZENİNİN HUKUKU
- Teslimiyetin Belgesi: MAI
- Seattle = MAI
- Anayasa Değişirken
- 78'inci Yılında Sèvres'den MAI'ye!
- Tam Bağımsızlıktan MAI'li MIGA'lı Yıllara
- MAI'nin Anahtarı Anayasada mı?
- Yoksulluğa Kanat Gerenler: GATS!
- Yasaların Önemi GATS da Saklı!
- Baltalimanı'ndan GATS'a!.
- Uluslararası Tahkim
- Uluslararası Tahkimde Kim Yargılanıyor?
- IMF'nin Arka Yüzü: MAI ve Tahkim
- Tahkim'i Sevenlere
- Küresel Devletin Yolu Tahkimden Geçer!
- `Yıkılmadık Ayaktayız'
- Suçlu Davos'ta Bulundu!
- Her Şey Küresel Devlet İçin
- Ulusal Çıkarlar ve Devlet
- Liberalizasyon!... Sivil Toplum!... Başkanlık Sistemi!
- Hükümetin İşi Bitti! mi?
- Şirketler ve Vatandaşları
- Piyasa, Sivil Toplum
- AB: YAKLAŞIRKEN UZAKLAŞAN DÜŞ
- AB: Yaklaşırken Uzaklaşan Düş
- AB ile Küreselleşen Türkiye
- AB, Temel Haklar Şartı'na Hazır mıyız?
- Temel Haklar Şartı ve KOB
- Ya Şu Gümrük Birliği Olmasaydı!
- Gümrük Birliği'nin I'inci Yılında
- Gümrük Birliği'nin II'nci Yılında
- `Sevgili İsmail' DearYorgo' ve...
- AB Eşiğinde Yaşlanan Türkiye
- AB Yolu Asıl Şimdi Tıkandı!
- ARKA BAHÇEDEKİ ÇATLAKLAR
- Arka Bahçedeki Brezilya Gülü
- Malezya Modeli'nin Başarısı
- Arjantin Tipi Kurtulmak?
- IMF'den Arjantin Tangosu
- Arjantin Usulü Kurtarma Modeli
- Ağlama Arjantina! Ardındayız!
- Borçlu Kulağa Arjantin Küpesi
- Arjantin Çok Uzakta Değil!
- AH ŞU MİLENYUM ŞARKILARI
- Klakson, Borazanlar ve Milenyum Şarkıları
- Türkiye'nin ABD'lilerine...
- Bizim Kuşağa Europe Inc.'i Anlatmak!
- Eşitsizlikler Derinleşirken
- Paslaş... Birleş... Golll!!!
- Devir Wap, Palm Devri
- Uni-com'u Yakalamak'
- DÖNEMEÇTEKİ ÜLKE TÜRKİYE
- Bölgenin En Güçlü Ülkesi!
- Küreselleşen Dünya Türkiye'yi Nereye Götürür?
- Onlara Milenyum Bize IMF Yolu!..
- İdol Ülke Türkiye
- Alaturka Kapitalizm Elveda!
- Denek Ülke Türkiye!
- 58. Hükümette Güç Globalizmin!
- 3 Kasım Kimin Seçimi?
- Washington'daki Barajı Nasıl Geçtik!
- Eşit Devlet Anayasası: Lozan
- BAĞIMLILIĞIN YOL HARİTASI
- `Tarım Reformu'! Kimin İçin?
- IMF Tarımda Niye Israrlı?
- Tarımda Genetik Dönüşüm!
- Avrupa'nın Kaliforniyası, Dayan!
- Telekom'a Takıldık, Tarımı Unuttuk!
- Ekmeklik Buğdayın Fiyatı
- Cargill'in Eli, Kiminin Cebi!
- Cargill'den Mektup Var
- Transgenetik Mısırın Kârı Kimin Cebinde?
- Globalizmin Potansiyel Tarım Pazarları
- Tarımın Gönüllü Memed'i Sadullah Usumi
- AKP'nin Tarım Politikası!
- Sigara Tekellerine Aslan Payı!
- TEKEL'in Özelleştirilmesi Kimin Yararına!
- Özel Tütün Yasası
- Sigara Tekelleri Yalova'yı Yaktı!
- Tütünde Geç Kalmadık mı?
- Sigara Şirketleri Kazandı
- Sigaracılar Kâr Kokusu Aldı!
- Sigara Şirketleri Formula-I Pistindeyse...
- Altın Yumurtlayan TEKEL Kimin?
- Bugün Deli Dana, Yarın İnsan
- Tarım, AB'ye Üyeliğin Şartı mı?
- ENERJİ PAYLAŞIMINDA 2005'İN VESAYET ROTASI
- Enerji Paylaşımında 2005'in Vesayet Rotası
- Kopenhag ve Enerjinin Politiği
- Elektrik Enerjisinde Tehlike Çanları
- Ali, Pahalı Petrol Alma!
- Akkuyu Benim de İçime Sinmedi!
- Cidde-Davos-Washington Üçgeninde Enerji
- Sıra TÜPRAŞ'ta!
- TÜPRAŞ Hisseleri Görücüde
- TÜPRAŞ Yargıya Rağmen Satılır mı?
- Bugün Ülkeniz İçin Ne Yaptınız?
- Türkiye Enerji Forumu'na Giderken
- Maden İhaleleri Açıldı!
- Maden Yasası Neden Gündemde?
- Tarla, Orman, Meralar Maden Şirketleri İçin mi?
- Savaşçıların Gözdesi: Bor
- Rio Tinto ve Bor Pazarı
- Bor Madenleri Kimin Kamburu?
- Ham Yerine Rafine Bor Üretelim Derken
- Borda Politika Değişikliği!
- Kolay ve Hazır Bir Pazar: Krom
- Altın Piyasası Savaşı Sevdi!
- İncil'in Altın Ülkesi Satışta!
- Irak'ta Petrol, Bergama'da Altın...
- Balya'dan Bergama'ya Zehirli Dolar Denizi
- Madencilerin Gözü Aydın, Vergi Muafiyeti Geliyor
- Bergama'daki Altın, İşçinin Gözbağı
- BİR ULUSAL BAĞIMSIZLIK MESELESİ: SU
- Bir Ulusal Bağımsızlık Meselesi: Su
- Ulusal Su Ürünleri Politikanız Yoksa...
- Su: Yabancı Sermayenin Yeni Gözdesi
- Su Ailesinin Gündeminde Su Var
- Su, Savaşı Körükler mi?
- Yortanlı Barajı Kimin İçin?
- Küresel Demiryolları Politikası
- Ormanın Yasası Türkiye'yi Yakıyor!
- Orman Yasasına Veto Kimi Üzer?
- Sosyal Devletin Sonu
- EKMEKLER BOZULUNCA
- Sağlık Olsun!
- "Millenium"un Gözü Sağlıkla
- Yerli ilaç Sanayii Globalizm Karşısında!
- Sosyal Güvenlik Yasaları Düzenlenirken...
- 20. Stand-by'la Sağlıkla Dönüşüm GSS
- Sosyal Güvenlik Ateşten Gömlek mi?
- Memura iyileştirme
- Emeklilik Özelleşiyor
- Kamu Çalışanlarına İyileştirme!
- Bireysel Emeklilik İştah Kabartıyor
- Sosyal Güvenlik Hakkı Budanırken...
- YURTTAN SESLER KADINLAR KOROSU
- Yurttan Sesler Kadınlar Korosu
- Küreselleşme Demokrasi ve Kadınlar
- Kadın Emeğinin Gücü
- Kadınlar Bu Kez de Küreselleşmeye Kurban
- Globalizmin Gözü Kadın Emeğinde
- KÜRESELLEŞİRKEN YOKSULLAŞMAMAK!!
- Nüfus Artarken Açıklar da Büyüyor
- Devlet Küçültülüyor, Ya Biz!
- Bölüşümdeki Eşitsizlik Azalmadı!
- Büyüyoruz Ama İşsiziz!
- Varsın İşsizler ve Dilenciler Artsın!
- DEVLET YENİDEN YAPILANIRKEN
- Kamu Yönetimi Yeniden Biçimlenirken...
- Kamu Reformunda Takıyyeye Geçit Yok!
- Ulus Devletin Tasfiyesi: Kamu Yönetimi Reformu
- Kamunun Yönetimi Kimin Elinde.
- Yerel Yönetimler Yasa Tasarıları
- 82 Yılda Endüstri Bölgeleri Yasası!
- Haziran Cenazenin Habercisi mi!
- Yabancı Yatırım Gelsin Diye!..
- SONSÖZ
- Açık Alınla Çıkamadık!..
- Beterin Beteri Yoktur!
- Aç Toplumun Faşizm Tercihi!
- Cigarama Karışma!
- Seçmen Değişti! Ya Siyasetçiler?
- Kurbanlığımız Hayırlı Olsun!
- Sömürgeciliğin Emanetçileri
- GÖZUCUYLA Bugün Tam 10 Yaşında!
- DiZİN
ÖNSÖZ
Dünya yuvarlaktır..
Ancak insan bu basit gerçeği kolay öğrenmedi..
Dünya dönüyor..
İnsan bu harcıâlem gerçeğe de kolay ulaşamadı..
Her iki yalın gerçeğin ardında nice kan, gözyaşı, emek, zulüm, hayat, ölüm, çile yatıyor..
Bugün ise dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü çoktan algılamış insan 'Küreselleşme'yi öğreniyor..
Öğrenmek kolay değil..
Bu süreçte de gözyaşı var..
Kan akıyor..
Hayat, ölüm, zulüm iç içe..
Oysa ne demişlerdi?..
Doğu Bloku sizlere ömür..
Artık tek bir dünya var..
Tarihin sonu geldi!..
İnanılır gibi değil, ama Batı'nın ünlü siyasetçisi, devlet adamı, ekonomisti, gazetecisi, yazarı vb. Küreselleşme'yi insanlık için bir muştu gibi ele almışlardı..
Kapitalizmin küreselleşmesi gezegenimizi cennete dönüştürecekti.
*****
Olmadı!..
Tarihsel zaman ölçeğini bir yana bırakalım, insan ömrüne göre çok kısa bir sürede anlaşıldı ki kapitalizmin vaat ettiği cennet yalnız ayrıcalıklılar içindir...
Çoğunlukla yoksullar bu cennetin kapısından içeri giremiyorlar...
Küreselleşen kapitalizm şu yuvarlak ve dönen dünyada mutluluk üretmedi...
Terör üretti...
Neden?..
Çünkü kapitalist düzenin düşmana ihtiyacı var...
Prof. Dr. Türkel Minibaş'ın dediği gibi:
"...bu kez düşman, ne rekabet gücü yüksek bir ülke ya da ülkeler grubu, ne de beş yüz sene önce olduğu gibi zengin maden ve hammadde kaynaklarına sahip Kızılderililer..
Bu kez düşmanın adı: Terör!"
Kimi zaman görünen, kimi zaman görünmeyen bir düşman bu!..
****
İnsanın evreni ve dünyayı tanımak, algılamak, ele geçirmek, kullanmak, tüketmek serüveni sürecek!..
Kapitalizm de bunun bir aşaması!.. İnsan durduğu yerde durmuyor, yürüyor; oturuyor, kalkıyor, yiyor, içiyor, düşünüyor, evreni algılamaya çalışıyor; elinizdeki kitap işte bu doğal eylemin kökenindeki anlamın belgelenmesi yolunda atılmış bir adım...
Bir ekonomi profesörü tarafından yazılması köşe yazarlığında geçerli saydamlığa ve sadeliğe dönük yöntemin kullanılmasına engel olmamış; tersine, söylemek istediklerini yazarlık ustalığıyla dile getirmek olanağını sağlamış...
****
Türkiye küreselleşen dünyada tarihi ve coğrafyasıyla çok özel bir konumda...
Osmanlı İmparatorluğu başlı başına bir örnek!.. Türkiye Cumhuriyeti İslam coğrafyasında tek laik devlet ve insanlığın Aydınlanma tarihinde Müslüman alemindeki tek deneyim!..
Biz yalnız Batı'dan öğrenmekle yetinemeyecek kadar derinlemesine düşünebilecek yetilere ve birikimlere sahibiz...
Yalnız kendimizi değil, Batı'yı da eleştirebilecek tarihsel deneyimlerimiz hiç de eksik değil..
Türkel Minibaş'ın kitabında bu ufuklu eleştirinin tüm ipuçları ve dışavurumları sergileniyor...
Eleştiremeyen yaratamaz!..
Yazı sanatı için de geçerli bu evrensel kuralın özünü benimseyenlerin güzelim Türkiye'sini oluşturmak için zengin bir mirasa sahibiz...
Elinizdeki kitap bu mirasın kütüphanesinden bir örnek niteliğindedir.
İlhan Selçuk
BAŞLARKEN
"...Birinin sırtında top arabasının tekerleği, başka birinin sırtında bir deste silah, ötekinin de öteberi dolu bir sandık.
İspanyol subayı, Kızılderilinin başı üstünde bir değnek kaldırmış bi eliyle de saçlarını tutup çizmesinin burnuyla karnını döğüyor.
Yan tarafta bir kaya. Üzerinde çarmıha gerilmiş İsa."
(M.İlin-E.Segal, İnsan Nasıl İnsan Oldu)
Kortez'in Meksika kıyılarında göründüğü o günden bu yana 483 yıl, yani yarım milenyuma yakın zaman geçti, ve... İnsanın yeni yerler bulma ve "medeniyet" yayma özlemi hiç değişmedi. Yeni yerlerin yeni kaynaklarla eşanlamlı olduğunu bildi ama, yeni kaynaklara sahip olmanın bir başka ülkenin ve kültürün insanlarını köle etmeye bağlı olduğunu görmezden geldi.
Aslında coğrafi keşifler yeni kaynaklara olan gereksinim kadar, ortaçağın faizi haram sayan, sermaye birikimini yasaklayan yasalarına da bir nevi karşı çıkıştı. Her ne kadar coğrafi keşifler Avrupalı tüccar için altın, gümüş gibi kıymetli maden yataklarına ve kauçuk, kahve, keten gibi hammadde kaynaklarına ulaşmak demektiyse de... Amerika, Afrika kıtalarından düşük maliyetle sağlanan bu kaynaklar Avrupa'da güçlü bir ticari sermaye birikimine neden olarak sanayi devrimine giden sürecin finansman kaynağını oluşturmuştu.
Başka bir deyişle, ucuz hammadde, sıfır maliyetli doğal kaynaklar, boğaz tokluğuna çalışan yerli işgücü ve kölelerin oluşturduğu ucuz emekle birleştirilince yüksek kârların yolu açılmış... Sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan her yeni teknoloji ve yeni mal, sanayi kapitalizmin gelişmesini hızlandırmıştı. Ne var ki, kârlardaki artışın sürekliliği düşük maliyetli üretime ve bu malları satın alıp kullanacak pazarların yaratılmasına bağlıydı. Dahası, sınırsız gibi gözüken madenler ve su, toprak gibi doğal kaynaklar sınırlıydı. Zira ne de olsa dünya, Colomb'dan beri yuvarlaktı!!
Yani? Sınırlı kaynaklarla kârları sınırsız bir şekilde artırmak mümkün değildi. Zaten, kapitalist sistem de bu gerçeklik üzerine oturmaktaydı. "Kaynakların kıt, gereksinimlerin sonsuz" olduğu şeklinde özetlenen bu durum sistemin kriz temeline oturduğunu ortaya koymaktaydı ki... Her kriz süreci ekonomik, sosyal ve siyasal dengeleri bozarken savaş-barış ikilemi içinde yeni dengelerini yarattı.
Kısacası kriz, kapitalizmin kendi istikrarsızlığının sonucuydu. Aynı zamanda güçlenmesinin de yolunu oluşturmaktaydı.
Sistem girdiği krizleri ticaret anlaşmalarının yetmediği yerde savaşlarla çözmeye devam etti, ama... Nasıl ki, yarım bin yıl önce "medeniyet öğretmek" için Amerika'yı, Afrika'yı ya da Uzak Asya'yı işgal ettiyse, bu kez de "barış" için bombaladı Hiroşima ve Nagazaki'yi!
Ne var ki, 60'ların ikinci yansında başlayan krize "medeniyet ve barış adına savaş" masalıyla çözüm yaratmak kolay olmayacaktı, olmadı da. Hem de sermayenin teknolojik gelişmelerin en etkin ve hızlı bir şekilde uygulandığı medya üzerindeki egemenliğine rağmen. Filistin kamplarından, Vietnam'dan Kamboçya'dan gelen resimler, müdahalenin "demokrasi", "iç barış" için yapılmadığını... Bu ülkelerdeki bakir kaynakların ve pazar olanaklarının sistemin krizden çıkması için ne denli vazgeçilmez olduğunu gösteriyordu. Bir önceki krizi iki büyük paylaşım savaşıyla çözen sistem bu kez petrol, maden,
hammadde kaynaklarının bol ve ucuz olduğu alanlarda bölgesel savaşlarla krizi finanse etmeye çalışıyordu.
Yine de insanlığın Sina Yarımadası'ndaki 6-7 Gün Savaşları'nın, Vietnam'la başlayıp Kamboçya ve Laos'u da içine alan Güney Asya Savaşı'nın, televizyon başında havai fişek gösterisi gibi izlenen Körfez Savaşlarının bölgesel kaynak ve pazar paylaşımı adına yapıldığını!.. Kapitalist sistemin tıkanıklıklarını savaşlarla çözdüğünü öğrendiğini söylemek zor! Bunun en somut kanıtı da III. Milenyum'a tarih atan Afganistan Savaşı'yla başlayan Irak Savaşı'yla devam eden süreç!
Krizini tüm bu bölgesel paylaşımlara rağmen çözemeyen sistemin, tarihinin en uzun çevrimli kriz dalgasını önce sermayeyi globalleştirerek çözmeye çalıştığını... Olmayınca da çözümü ortak bir düşman yaratmakta bulduğu birkaç yıl öncesini yoksa unuttuk mu!
Oysa, gerek 1993 mali krizi gerekse 1997'deki G. Asya eksenli kriz uzun süreli bir durgunluğun habercisiydi. Amerikan otomotiv sanayiinin iki devi olan Ford ve General Motors otomotiv sektöründe küçülmeyi haber verdiğinde... Hewlett Packard, NCR, Gateway, Nortel Networks düşük kâr uyarısında bulunup işten çıkarmalara başladığında ise 2000 sonu 2001 başıydı. Yani, durgunluk 2000 sonu itibariyle ABD ekonomisinde de net bir şekilde hissedilmeye başlamış ve yayılma sürecine girmişti. Durgunluğun eski ve yeni ekonominin otomotiv ve bilgi işlem-iletişim gibi iki temel sektörünü kavraması, durgunluğun belli bir alanla sınırlı kalmayacağını, hızla yayılacağını da göstermekteydi.
Kısacası, uluslararası boyutta hızlı küçülme ve büyük oranlı işsizlik kapıdaydı. Durgunluk, tarihin yazdığı ve yazmaya devam edeceği gibi ne kapitalist sistemin simgesi İkiz Kuleler'e saldırıldı diye ne de saldırı, sistemin baş aktörü ABD'nin topraklarında olduğu için başlamıştı. Zaten, İkiz Kuleler saldırısı da durgunluğun tepe noktasında gerçekleşmiş... Toplumları eşanlı olarak savaşmaya ikna ederken sistemin egemenlerine de kendi çıkarları doğrultusunda durgunluğa karşı çözüm üretme fırsatı yaramıştır. Böylelikle, GATT ve MAI (Çok Taraflı Yatırım Anlaşmaları) hükümleriyle gerçekleştirilmeye çalışılan ama, ortak çıkar paylaşımındaki sorunların da etkisiyle zaman alan düzenlemeleri hızlandıracak zemin de yakalanmıştır.
Başka bir deyişle krizden çıkış, ulusötesi sermayenin kâr marjlarını yeniden hızlandırabilmesi için petrol, doğalgaz, maden, su gibi kaynakların daha bol olduğu alanlara özgürce girerek düşük maliyetli kaynak sağlaması, bunları işlemesi ve ticaretinde herhangi bir engelle karşılaşmamasına bağlıdır ki!.. Ulusötesi sermayenin girdiği ülkelerdeki özgürlüğün, ulusal çıkar, demokrasi, insan hakları ilkelerinin gözardı edilmesini gündeme getirmektedir. Bu noktada "teröre karşı savaş" sloganı, gelişmiş-azgelişmiş demeden sistemin üyelerini ikna etmeye yetmiştir. Ulusötesi sermayenin Uruguay Roundu'ndan beri Türkiye'den de beklediği Endüstri Bölgeleri Yasası, Kamu İhale Yasası, Sosyal Güvenlik ve Tarım reformu gibi yasal düzenlemelerin 11 Eylül sonrasında hızlandırılması da bu doğrultuda değerlendirilebilir.
Kısacası bu kez düşman: Ne rekabet gücü yüksek bir ülke ya da ülkeler grubu ne de 500 sene önce olduğu gibi zengin maden ve hammadde kaynaklarına sahip Kızılderililer.
Bu kez düşmanın adı: Terör!
Kimliği, kimlerden oluştuğu, kendini nerede ve nasıl göstereceği bilinmediği, karşı ya da yandaş her ideoloji kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı için de süreklilik taşımakta. Daha açık bir deyişle, görünmeyen düşmanı aradıkça savaş uzamakta, uzadıkça tüm ürünlere sürüm artmakta, yeni bir birikim sürecinin de temelleri atılmakta! Böylelikle kapitalizm, globalizmle çözemediği krizini son çareymiş gibi gösterdiği sürekli savaşla çözmeyi hedeflemektedir. Zaten gerek Cenova'daki G-8 Toplantısı'nın sonuç bildirgesinin satır araları gerekse WTO'nun Katar'daki 4. Bakanlar Konferansı'nın gündemi kapitalizmin durgunluğunu aşmak için terörü hem hedef hem de silah olarak kullandığını ortaya koymaktaydı. Kaldı ki, 11 Eylül'ün dördüncü yılında ABD'nin "devlet veya devlet olmayan düşmanların kitle imha silahlarıyla oluşturduğu tehdidi önlemek için 'önleyici nükleer saldırı'nın devreye sokulabileceğine" dair çalışmalar içinde olması, hedef-silah birlikteliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Tabii ki bu kez çözüm, General Kortez'in Amerika sahillerine ayak basması kadar kolay değil ama... Afganistan'dan Hint Okyanusu'na inen petrol ve doğalgaz projeleri Kortez'in Aztekler'in altın madenlerine ulaşmasından daha kolay ve kârlı!
Uruguay Roundu çerçevesinde imzalanan mal ve hizmet ticaretiyle ilgili anlaşmalar bu kolaylığı sağlarken... WTO gündemindeki önemine rağmen ulusal çıkarlar nedeniyle kesinleşmeyen birçok anlaşma "ortak düşman terör" nedeniyle uygulamaya sokulmaya başlanmıştır. Bu anlaşmalardan biri olan "Government/Public Procurement" başlığı altında şekillendirilen "hükümet/kamu satın almaları" devletin en büyük silah alıcısı olması nedeniyle savaş koşulları altında daha da önem kazanmıştır. Doğrusu, diğer kriz süreçlerinde olduğu gibi sistem savaşla çözmeye çalıştığı krizinden bu kez de güçlenmiş ve kendini yenilemiş çıkar mı bilemem, ama!.. Savaş baltalarını kuşananlar temel hedeflerinin dünyayı kapitalizme kaynak yaratıcı bir şekilde yeniden düzenlemek olduğunu saklamıyorlar. Zaten, aksi de kapitalizmin tanımına aykırıdır! Bu yeni düzenlemede kimlerin yer alacağı ise, kaynakların kimin kullanımında olduğuna göre belirlenecektir!
Kapitalizmin Ortadoğu'yla başlayan, yakında zengin petrol ve maden yatakları nedeniyle Kafkaslar'a doğru genişleyen bu yeni düzenlemesinde tabii ki Türkiye'ye de önemli rol düşmekte. ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice'ın, "Elimizde Türkiye örneği var. İktidarda güçlü bir İslami parti bulunuyor. Bence bunlar Ortadoğu için umut olmalı," dediğine bakılırsa bu hiç de küçümsenmeyecek bir rol.
Ne var ki, Türkiye'nin üstlendiği bu rolü gerçekleştirmesi için AKP'nin bugünkü performansı yeterli değil! Stand-by hükümlerine uymuş olması Ortadoğu'da kurulacak yeni hükümetlere örnek olmasına yetmemekte.
Hem ABD ve AB'li şirketlerin Ortadoğu'daki kaynak paylaşım, denetim ve yönetimini ivedileştirmek için piyasa ekonomisine açılımı hızlandırması gerek.
Hem de ülkenin belkemiğini oluşturan kaynakların üretim, yönetim, denetimini küresel sermayeye devreden bu düzenlemelere karşı ülke içinden yükselen ulusalcı karşı çıkışlara izin vermemesi gerek.
Gelin görün ki, ulusal bağımsızlık savaşı vererek ülkenin mali, fiziki ve beşeri kaynakları üzerinde bağımsızlık hakkını elde etmiş... Bu bağımsızlığı da, "Ulusal egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" ilkesiyle kesinleştirmiş bir ülkede bu değişimi yapmak pek kolay değil!
Neo-liberalizmin yeni devlet modelinin "ulusun bütünlüğü esası" yerine "yerellik esası" üzerine kurulması.. Condeleezza Rice'ın "ılımlı İslami parti" diye tutturması da zaten bu nedenle değil mi?
Türkel Minibaş
TÜRKEL MİNİBAŞ
Bu Kez Düşmanın Adı: TERÖR
Kapitalizmin küreselleşmesi gezegenimizi cennete dönüştürecekti.
Olmadı! Tarihsel zaman ölçeğini bir yana bırakalım, insan ömrüne göre çok kısa bir sürede anlaşıldı ki kapitalizmin vaat ettiği cennet yalnız ayrıcalıklılar içindir. Çoğunlukla yoksullar bu cennetin kapısından içeri giremiyorlar.
Küreselleşen kapitalizm şu yuvarlak ve dönen dünyada mutluluk üretmedi. Terör üretti. Neden? Çünkü kapitalist düzenin düşmana ihtiyacı var…
Prof. Dr. Türkel Minibaş’ın dediği gibi: “… bu kez düşmen ne rekabet gücü ne yüksek bir ülke yada ülkeler grubu, ne de beş yüz sene önce olduğu gibi zengin maden ve hammadde kaynaklarına sahip Kızılderililer… Bu kez düşmanın adı: Terör!”
Kimi zaman görünen, kimi zaman görünmeyen bir düşman bu!...
|
|
| KAŞ KAŞ ÜSTÜNE TAŞ TAŞ ÜSTÜNE Kent Kültürü Üzerine Denemeler |  | | “Yazarın bugüne dek tüm yazdıklarındaki, içinde İZMİR sözü geçen ne varsa hepsinden seçilmiş GÜZEL... Detaylı Bilgi | 10.50/ YTL | |
|
|  | | YAZMAK YAŞAMAK |  | | Yazın ve düşün dünyamızın usta kalemi Oktay Akbal’dan kültürel ve toplumsal sorunlara ilişkin çarpıcı denemeler.... Detaylı Bilgi | 9.10/ YTL | |
|
|
KAŞ KAŞ ÜSTÜNE TAŞ TAŞ ÜSTÜNE Kent Kültürü Üzerine Denemeler Tarık Dursun K. |  | | “Yazarın bugüne dek tüm yazdıklarındaki, içinde İZMİR sözü geçen ne varsa hepsinden seçilmiş GÜZEL... Detaylı Bilgi | 10.50/ YTL | |
|
|  | KARIŞMA Serdar Kızık |  | Bazı sözcükler değişik çağrışımlar yaratır; bazıları "karışma" gibi iki uçlu uyarıyla yüklüdür. ... Detaylı Bilgi | 9.80/ YTL | |
|
|
SENİN İÇİN EY DEMOKRASİ Necati Cumalı |  | Çok yönlü bir sanatçı Necati Cumalı. Şairliği kadar romancılığı, öykücülüğü, oyun yazarlığı da başar... Detaylı Bilgi | 5.00/3.50 | |
|
|  | KİMLİĞİM:İNSAN Ataol Behramoğlu |  | "Benim Cumhuriyet yazarlığımın o günlerden bugünlere sürüp gelen uzun ve ince yolunun ilk kilometre taşı, bu kitabımdır. Yurt... Detaylı Bilgi | 15.00/10.50 |  |
|
|
| | Yazar Hakkında | | | T�rkel Miniba� |
|
| |